“Değerler ve Desenler” Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

“Değerler ve Desenler” Sempozyumu Sonuç Bildirgesi Öne Çıkarılmış

AKADDER’in 21-22 Nisan 2018 tarihlerinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampüsü’nde gerçekleştirdiği “Değerler ve Desenler” sempozyumunun sonuç bildirgesi yayımlandı.

Anadolu Kadın ve Aile Derneği’nin 21-22 Nisan 2018 tarihlerinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampüsü’nde gerçekleştirdiği “Değerler ve Desenler” sempozyumunun sonuç bildirgesi AKADDER Yönetim Kurulu üyesi Münevver Şanverdi tarafından okundu.

İşte o bildirge:

“İnsan, tarihi ve geleneği ile var olabilen bir varlıktır. Bir toplumun yaşama alışkanlığı neyse kültürü de odur. Birinin diğerinin değerleriyle birleştiği bir tarih anlayışı ile zamanla yıpranmış ortak değerlerimizi yeniden anlamlandırmak gerekir.

Hafızanın oluşumunda ve sürekliliğinin devamında en önemli şey dil ve o dilde yaratılan ürünler; değerlerdir. Değerler yordamdır, yol haritasıdır. Eğer bu yok ise hafızanın oluşması da güçleşir.

Edebiyat bilgiden daha fazlasına ihtiyacı olanlar içindir. İnsanlığı yeniden yapılandıran dünyanın kurucu unsurlarından bir tanesidir. Bu yüzden insanı, dolayısıyla ötekini anlamanın yolu edebiyattan geçer.

Elimizde dünyanın her yerinden okuduğumuz, bilgileri birleştirdiğimiz bir ip var. Bu ip ile bizler geç de olsa yerli değerlerimizi de tanıdık.

Dünyanın değerleri ile bu topraklarda yeşeren değerleri birbiri ile bağlayan ilmeklerin akıtılan kan ile kırmızısı, karların altında kalarak beyazı oluşturuldu. Ve ödenen bedellerle bu renkler desenlere dönüştü…

Asıl olan ötekinin hakikatine yaklaşmaktır. Bunca yıldır gerçekleşen kıyıma rağmen hâlen bir arada olmamızın sebebi de budur.

Selam ve İslam kuru kuruya barış ve esenlik dilemek değildir. Bu barış ve esenliği insanlığa ulaştırmak için bir çaba ve gayret içerisinde olmak demektir…

İnsan olmanın özelliği; ilkeli, adaletli, kuşatıcı, gözleyen, amaçlayan, sorgulayan olmaktır. Zamanı ve zemini ıskalamayan bir çaba ile geleceği inşa etmektir.

Toplumda meydana gelen krizlerin üstesinden ancak aile merkezli bir yapılanma ile gelinebileceğine ve aile değerimizin ayakta tutucu unsurlarından birinin de kadın olduğuna inanıyoruz.

Kadın aile denen varlığın idame ettirilmesinde temel rol oynar.

Aileyi saklayarak, mücadele sahasından çekerek korumamız mümkün değildir.

Aileyi değer üreten bir pozisyona taşıyarak, maziden bugüne, bugünden de yarınlara kadim yürüyüşüne devam ettirerek seküler hayatın bütün saldırılarına karşı aile merkezli bir mevzi kurarak cevap verebiliriz…

Hayatı ve insanı sadece siyasi görüşüne göre değerlendirme alışkanlığı, beraberlik ruhunu zedeleyerek farklılıkları bir ayrıştırma sebebi yapmaktadır.

AKADDER olarak, siyaset üstü bir bakışla, kadim geleneğimizde var olan ama göz ardı edilen hem doğuda hem de batıda kaybettiğimiz değerlerimizi canlandırma ve zenginlik olarak nesillerimize aktarma kararlılığındayız.

Ne kadar zorlu süreçten geçersek geçelim bu toplumda hikmet ve aklıselimin yakın gelecekte galip olacağına inanıyoruz.

İşte bu yüzden barış döneminin şarkılarını bizler söylemeliyiz.”

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • AKADDER Hizmetiçi Eğitim Programı Sona Erdi

    Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER)’in düzenlediği hizmetiçi eğitim programının öğleden sonraki bölümü atölye çalışmaları ile devam etti.

    Bülbülzade Vakfı’nın ev sahipliğinde; Kahramanmaraş, Elbistan, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis, Gaziantep ve Nizip’ten 170 AKADDER üyesinin katıldığı hizmetiçi eğitim programın öğleden sonraki bölümünde dört gruba ayrılan katılımcılar “Psikolojik İlk Yardım Atölyesi” başlığı altında atölye çalışmaları düzenlendi.

    Atölye çalışmaları Fatma Nur Dolu, Sena Aldemir, Sinem Pala ve Feyza Nur Ak moderatörlüğünde yapıldı. atölye çalışmasının ardından moderatörlere program anısına hediye takdimi yapıldı.

    Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER)’in düzenlediği hizmetiçi eğitim programı toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

  • Tarihten Bugüne Serencamımız Kadın Olmak

    Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER)’in düzenlediği hizmetiçi eğitim programında Hatice Görmez “Tarihten Bugüne Serencamımız Kadın Olmak” konulu bir sunum gerçekleştirdi.

    Gaziantep’te bu sene dördüncüsü düzenlenen hizmetiçi eğitim programına Kahramanmaraş, Elbistan, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis, Gaziantep ve Nizip’ten 170 AKADDER üyesi katılıyor.

    Hatice Görmez sunumunda şu ifadelere yer verdi; “Yüce Allah kadını ve erkeği ahsen-i takvim üzere yaratmış, yeryüzünün imarı ve inşası için de halife olarak vazifelendirip yeryüzüne göndermiştir. Biz kadınların serencamı ise Hz. Havva ile başlamıştır. Hz. Adem’le aynı özden yaratılarak, birlikte iman ederek, birlikte hata yapıp, pişman olup af dileyerek, dünya yolculuğuna beraber çıkmıştır. Hz. Havva… Hamileliği, bunun ağırlığını, doğum sancısını ilk kez yaşayan kadın… Bu zorluklara karşı nasıl tedbir alınacağını bilemeden, her şeyi bizzat yaşayarak öğrenen kadın… Cennet meyvesi olarak vasıflanan evladın tadını, annelik duygusunu, yitirdiği cenneti ayaklarının altında ilk kez yeniden hisseden kadın... Yeryüzünün ve insanlığın ilk annesi; Hz. Havva…

    Kimi zaman köle ve zenci bir kadın olarak Hacer olmaktır kadının yazgısı. Tarih boyunca insanlığın imtihanı olan kölelik, cinsiyetçilik ve ırkçılık karşısında sadakati ve teslimiyeti ile Kâbe’nin kucağında ağırlanan, bir peygambere eş, diğerine anne, sevgili peygamberimize büyük anne olarak… Kimi zaman tanrılık iddiası güden Firavun’a yazgılı iken sahip olduğu her türlü dünyalığı, Allah’a iman ve cennete karşılık elinin tersiyle iten Asiye olmuştur kadın. İsmiyle müsemma, zulmün her türlüsüne karşı isyan eden ve en ağır şekilde sıkıntıya, eziyete maruz kalan ve cennette bir köşk vadi alarak şehit olup yazgısını değiştiren Hz. Asiye… Kimi zaman Hanne olmuştur yazgımız. Karnındaki çocuğu sırf Allah’a hizmet etmek üzere adayan, bununla Kadını aşağılayan, hor gören, asla ibadethanelere sokmayan bir geleneği kökünden sarsmak ve değiştirmek için cesurca bir karşı duruş sergileyen Hz. Meryem’in annesi Hanne… Kimi zaman Meryem olup Rabbinin mescidinde kendini hizmete adayan ve daha sonra Hz. İsa gibi büyük bir peygambere anne olma şerefine nail olan insandır kadın.

    Kimi zaman İslam’ın ilk şehidi Sümeyye olarak tarihe geçmiş, La ilahe illallah diyerek putları inkâr etmiş, eşiyle beraber şehadet şerbetini içmiş… Kimi zaman Hane-i Saadetin ilk hanımefendisi Hatice’dir kadın… Hz. Peygamber korku ve heyecanla Hz. Hatice’ye koşup başından geçenleri anlattığında o; “Yemin ederim ki Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabalarını gözetirsin, her zaman doğruyu söylersin. İhtiyacı olana yardım eder, İşini görmekten aciz kimselerin işlerini yüklenirsin.  Fakiri doyurur, misafirini en iyi şekilde ağırlarsın. Hep haklıların yanında yer alır, onlara yardımcı olursun” diyerek malı, canı, sadakati ile Allah Resulünün yanında yer alan, ilk defa şehadet getiren, ilk namaz kılan, ilk mümine kadın Hz. Hatice… Kimi zaman Fatıma olmuş kadın, Baba ile kız evlat ilişkisinin zirve noktası… Allah Resulü ile aralarındaki sevgi ve saygı o kadar değer ifade ediyor ki. Daha küçük yaşta babasının İslam’ın ilk yıllarında yaşadığı zorlukları karşı küçücük yüreğinde hisseden, babasının üstünü başını temizleyen, savaş meydanında yarasını tedavi eden, annesi vefat edince ev işlerini gören ve ‘Ümmü ebiha’ ‘babasının annesi’ lakabına bizzat babası tarafından layık görülen Peygamber kızı Hz. Fatıma. Un değirmeni kullanmaktan eli nasır tutan, babasının “hak yoldan ayrılırsan seni ben dahi kurtaramam” dediği Hz. Fatıma…

    Kimi zaman Hayme anadır kadın. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi'nin nenesi, Ertuğrul Bey'in annesi olan bir yörük kadınıdır. Hayme Ana, cefakâr, fedakâr Türk anasının en büyük timsalidir. Onun tarih içinde gördüğü fonksiyon pek az anneye nasip olmuştur. Hayme Ana Kutlu Kayı boyunun lideri, komutanı, derleyicisi, devlet kurucusu gibi pek çok özelliği şanlı kişiliği ile birleştirmiştir. O devlet evinin direğidir. Kocası Gündüz Alp’in vefatından sonra dağılma noktasına gelen Kayı boyunu selametle bir araya getirerek cihanın en büyük devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun temelini atmıştır. Kimi zaman Nene hatun olmak düşmüş kadının yazgısına omzunda, sırtında kağnısında mermi taşıyarak… Aziziye savunmasına 20 yaşlarında genç bir gelinken, küçük yaştaki oğlunu ve 3 aylık kızını evde bırakarak katılmıştır Nene Hatun. Üç aylık bebeğini emzirmiş,"Seni bana Allah verdi. Ben de O'na emanet ediyorum."diyerek vedalaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlamış. Düşmanla başa baş, dişe diş mücadele etmiş. Türkiye’de “Yılın Annesi” unvanı verilmiş ilk kadın. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından “3. Ordunun Nenesi” unvanı verilmiş olan Nene hatun…

    Kimi zaman Avrupa’nın göbeğinde soykırıma uğrayan, yüreği eşinin, babasının, kardeşinin, evladının acısıyla dağlanan Bosnalı bir kadın… Kimi zaman Beyt-i Makdis-in muhafızlığını üstlenen, Yahudi postalları Mescid-i Aksa’ya girmesin diye gece gündüz nöbet tutan bir Filistinli kadın olmaktır payına düşen. Tüm dünyaya insanlığın tükenmediğini haykırmak ve Kudüs’ün kandilleri, Gazze’nin ileride aydınlığa dönüşecek nur kıvılcımları sönmesin diye canını siper eden Filistinli kadın… Kimi zaman tüm dünya susarken Filistin halkının çektikleri sıkıntıları korkusuzca ve cesurca, çektiği fotoğraflar ve videolarla dünyaya duyurmaya çalışan 10 yaşında Janna Cihad adında koca yürekli bir Filistinli kız çocuğu… Kimi zaman açlıkla imtihan edilmiş kadın Afrika’da, gözlerinin önünde yavrularını açlık ve susuzluktan bir bir kaybederken…

    Kendinizi güçsüz ve yorgun hissettiğiniz zaman bir imkân oluşturun, mümkünse yurt dışına çıkın. En yakın sınır komşumuz olan Batı Trakyalı kardeşlerimize gidip bir selam verin, bir dokunun, gönlümüzde dualarımızdasınız deyin. Dağ köylerinde hafızlık yapan minik yürekleri bağrınıza basın. İyi ki varsınız. Sizler bizim yüreğimizin bir parçasısınız deyin. Çok iyi gelecektir yorgun gönüllerimize” dedi.

    Konuşmanın ardından Hatice Görmez’e Ayşe Kar tarafından hediye takdim edildi.

  • Türkiye’de Kadının Serencamı

    Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER)’in düzenlediği hizmetiçi eğitim programında Hidayet Şefkatli Tuksal “Türkiye’de Kadının Serencamı” konulu bir sunum gerçekleştirdi.

    Bu sene dördüncüsü düzenlenen hizmetiçi eğitim programına Kahramanmaraş, Elbistan, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis, Gaziantep ve Nizip’ten 170 AKADDER üyesi katılıyor.

    Hidayet Şefkatli Tuksal sunumunda şu ifadelere yer verdi; “AKADDER oldukça ilkeli çalışan bir kurumdur. Türkiye’de dindar kesim oldukça fedakârlık yapan bir kesimdir. Allah rızası ve Salih amel motivasyonu vardır. Benim yaşıma yakın olanlar; dindar insanların ezildiği, potansiyel suçlu ilan edildiği, İslamofobinin ülkemizde yaşandığı dönemlerden geçtik fakat ilişkiler oldukça tatlıydı. Emek çaba ve gözyaşının olduğu bir dönemdi.  Geçmişteki çalışma usulleriyle şimdiki usuller farklılıklar gösterebiliyor.

    Bizde dedikodu ve kötü zanda bulunmak yasaktır. Bizde negatif enerji yaymak, bu enerji üzerinden ortamın havasını bozmak yasaktır. Ancak bir zulme uğramışsak o zulmü dile getirebiliriz. Kötü düşünmeyeceğiz iyi şeylerle meşgul olacağız ve duyarlı olacağız. Herkes bir yere ulaşma telaşında. Görmemek sanki mazeret gibi gösteriliyor fakat biz görmek zorundayız.

    Kadınlar her türlü aşağılanmaya sabretmeyi bir erdem gibi öğrenecekleri bir kültürden gelmiştir. Bizim genel olarak kadınlardan beklentiler bunlar. Zulme uğrayan kişi olduğumuzda yakınıyoruz ama bu zulümden kurtulmak üzere bir adım atmıyoruz. Katlanmak üzere yetiştirilmişiz. Ne zulme uğrayan nede zulmeden olmalıyız.  Sabretmek ve katlanmak farkı şeyler. Sabretmek onu değiştirmek için sabırla çabalamaktır. Ama yetiştirilme tarzı bunu bir katlanış olarak görüyor. Burada bir haksızlık çıkıyor ortaya.

    Allah karşınıza iyi insanlar çıkarsın diyoruz neden bu kadar bu duayı ediyoruz? Çünkü bu bizim iç yaramız. Biz, hiçbir insanın ezilmesine, ezilmek için yetiştirilmesinden yana değiliz. Her insan bu dünyaya bir hikâye yaşamak üzere geliyor ve bu hikâyenin ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Yaşam hediyesi bize irademiz dışında verilmiştir.

    İnsanların bir kısmı bu dünya koşullarında avantajlı olarak dünyaya gelmektedir. Erkek olmak hala bu avantajlardan biridir. Sağlıklı olmak, iyi bir ailede olmak ve bunun tam tersi olarak da gelebilirsiniz engelli olarak,  Arakan’da Müslüman olarak, bir çatışma bölgelerinde dünyaya gelebilirsiniz. Allahu Teâlâ avantajlı bu insanlara sorumluluklar yüklüyor. Dezavantajlı insanlara Allah cesaret vermeye çalışıyor. Yalnız benden korkun diyor. İnsan korktuğu zaman doğru düşünemez. Bir STK olarak elimizdeki avantajları bu dezavantajlı insanlar için kullanmak en büyük görevimizdir. Dünyadaki tüm Müslümanların amacı bu olmalı.

    Dünyada bir iz bırakabilmek için çok güvenilir olmak, çok doğru olmak, bize neye mal olursa olsun doğru sözlü olmak gerekir. Yalan söylemek hayatımızın bir parçası haline geldi. Bir Müslüman olarak her şeyden önce doğru sözlü olmamız gerekir. Emin olmak, her şeyden önemli. İkinci olarak elindeki her şeyi herkesle paylaşmak ve kibirlenmemek gerekir. Hazır böyle bir cemaat olmuşken iyilik yapan, güven veren insanlardan olalım, salih amel işleyelim” dedi.

    Konuşmanın ardından Hidayet Şefkatli Tuksal’a AKADDER Başkanı Rabia Aldemir tarafından hediye takdim edildi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız