Uluslararası Öğrenci Buluşması II. Gün Etkinlikleri

Uluslararası Öğrenci Buluşması II. Gün Etkinlikleri Öne Çıkarılmış

Anadolu Öğrenci Birliği tarafından ikincisi düzenlenen “Yeryüzü Gençlik” uluslararası öğrenci buluşması ikinci gün yapılan etkinliklerin ardından sona erdi.

Anadolu Öğrenci Birliği Dış İlişkiler Birimi tarafından bu sene Bülbülzade Vakfı’nın ev sahipliğinde Gaziantep’te yapılan öğrenci buluşmasına ülkemizin 60 ilinde okuyan ve 40 ülkeden gelen 250 üniversite öğrencisi katıldı.

“Bizden Sonra Gelecekler için Gelme ve Öğrenme Yolları, Neyi Nasıl ve Neden Yapmalı? Derdimiz ve Neşemiz” başlıklı “Workshop Çalışmaları” ile sona eren ilk günün ardından gece öğrenciler Bülbülzade Vakfı gönüllüleri tarafında evlerde misafir edildi.

Programın ikinci günü olan 16 Aralık Pazar günü Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir tarafından “Medeniyet Tasavvurumuz ve Ümmet Bilinci” başlıklı hasbihal gerçekleştirildi. Sunumuna Alak Suresi’nin ilk ayetlerini okuyarak başlayan Aldemir, şunları söyledi;

İlim sadece kalem değildir

“İlim sadece kalem değildir, kitap değildir, defter değildir, akademik bilgi değildir. Sadece okumak da değildir. Onun için eskiler kendin bilmektir diye kendini bilmek, coğrafyayı bilmek, tarihi bilmek, arzın üstünde ve altında olanları bilmek, neyin üstünde yürüdüğümüzü ve nasıl bir gök kubbenin, galaksinin içerisinde yaşadığımız bilmekten geçer. Bunların hepsine şahit olmayabiliriz. Ama Allah’ın bildirmesiyle, peygamberin bize ulaştırmasıyla oradan bize açılan kâinattaki kapılarla biz yeni yollar, yönler ediniriz. Onun için insan bir başkasının ve diğer insanların istişaresine, yol göstericiliğine, dostluğuna, arkadaşlığına her daima ihtiyaç hisseder. Bundan dolayı ulusların, toplulukların, kabilelerin, aşiretlerin git gide içine çökerek bencil bir insana dönüştüğü bu çağda rengârenk 40’ı aşkın ülkeden siz kardeşlerimizle bir arada olmak hakikaten oldukça anlamlıdır.

Burada Yemenli bir kardeşlerimiz var. Yemen bizde büyük bir umut ve sonrasında büyük bir acıdır. Yemen insanlığın atasıdır. Yemen son günlerde yeniden içimize bir acı olarak yüreğimizi dağlamaktadır. Çocuklar açlıktan ölüyor, insanlık paramparça ve bu acıyı Yemen’e yaşatanlar kendini İslam coğrafyasının bir parçası sayan ama ümmeti değil kendi İslam anlayışını, siyasal iktidarlarına basamak yapan içimizden zulme yeltenenlerden başkası değildir. Onun için yeniden okumak, yeniden anlamak. Burada Libya’daki parçalanmışlığımız konuşmak. Allah’ın çöl kumlarının içerisinde her şeyi var ettiği o toprakta bugün insanlar birbirini katlediyor. Bu elbette ki son günlerin hikâyesi değil. Mısır başka bir acı. Mısır medeniyetlerin kesiştiği yerken bugün Müslümanların darağaçlarına sıra sıra dizildiği bir coğrafyaya dönüştü. Somali bulunduğu konum olarak, coğrafyadaki yer ve tarihteki misyon olarak ayrı bir değeri ve anlamı taşırken ne acıdır ki korsanlığın ve birçok gayri meşru işin ocağına dönüştürülmüş vaziyette. Diğer taraftan Irak her türlü güven ortamının kaybolduğu yere dönüştü. Bir dönem Bağdat’daki kütüphanelerin ilmin başkentine dönüştüğü, İslam medeniyet tasavvurunda medeniyet şehri diyebileceğimiz; her dilden, her kültürden, her dinden insanın güven içerisinde yaşadığı, kimsenin diline, dinine dokunulmadığı, kütüphanelerindeki kitapların sadece fihristlerinin yüzlerce cilt olduğu, 500 bin, 600 bin kitapların olduğu Irak, Bağdat bir dönem yakılan kütüphanelerinin mürekkepleriyle kirlenirken şimdi kanımızla sulanıyor. Ve oradan acı coğrafyaya yayılıyor. Afganistan yeryüzünün güven dağlarını oluşturan Hindikuş Dağlarıyla insanlığa, medeniyetlere beşiklik ederken bugün modern çağın bize dayattıklarına karşı kurduğumuz ‘İslam Devletini’ yürütemediğimiz için sen, ben kavgasıyla bugün eroin tarlalarına dönüşmüş durumda. İmanın emanından öte Müslüman’ın birbirine korku saldığı ve coğrafyayı sömürmeye gelenlerinse bizi birbirimize kırdırdığı bir yere dönüşmüş. Arakan zaten sürgünün birbirine karıştığı yerdir. İnsanların birbirlerini parçalayarak evlerini, yurtlarını yakarak kendilerine bir yaşam alanı açmaya çalıştığı bir yer. Bunları çoğaltabiliriz. Bu acılar bizim başımıza niçin geldi? İslam coğrafyası neden bu halde? İnsanlığın, başı sıkışanların Müslümanlarıyla, Ermenisiyle, Süryanisiyle, Hıristiyanıyla kendi ülkelerinde zulme uğrayanların adalet için başvurduğu bu coğrafyalar bugün niçin bu halde? Hepimiz bunun cevabını aramak ve buna anlamlı bir yanıt vermek için bir arayış içerisindeyiz.

Sınır insanla insan arasına çekilen duvardır

Bizlerin yaşadığı son modern ulus devletlerle, batının yönetim sistemleriyle insanlık hala bölünmeye devam ediyor. Hedefleri dünyada bine yakın devlet oluşturmak. Küçük küçük kabileler, aşiretler. Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı bölmek. Bizleri küçük mutlulukların içerisinde büyük tutsaklıklara mahkûm ediyorlar. Sınır insanla insan arasına çekilen duvardır. Burada 40 ülkeden bahsediyoruz kaç sınır aşarak geliyoruz. Bu sınırlar bizim aramıza çekilmiş duvarlar olarak birbirimizi ötekileştiriyor. Ümmet yaklaşımının sınırı yoktur. Orada değer vardır, orada adalet vardır, orada kimse dilinden, dininden, ırkından, kültüründen dolayı ötekileştirilmezdi” dedi.

Sunumun ardından Anadolu Öğrenci Birliği Dış İlişkiler Birimi Başkanı Muhammet Fatih Eren tarafından Turgay Aldemir’e hediye takdimi yapıldı. Daha sonra salondakilerle toplu fotoğraf çekildi. Öğrenci buluşmasına katılan tüm öğrencilere Anadolu Öğrenci Birliği tarafından buluşmanın anısına hediye takdimi yapıldı.

“Yeryüzü Gençlik” uluslararası öğrenci buluşması Gaziantep şehir gezisinin ardından sona erdi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Gaziantep Bölge Kampı Adıyaman’da Yapıldı

    Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Bölge Kampı 'Bilgi Birliktelik Erdem' üst başlığıyla 16-17 Mart tarihlerinde Adıyaman’da yapıldı.

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, Adıyaman İkra Koleji Müdürü Süleyman Toprak, Adıyaman İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Faruk Bülent Kablan,  Anadolu Öğrenci Birliği Genel Başkanımız Mesut Çaça selamlama konuşmalarını gerçekleştirdiler. Ardından Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir bir hasbihal gerçekleştirdi. Hasbihalden sonra ilk gün oturumları müzik dinletisi forum ile devam etti.

    Adıyaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Zeynep Bilen 'Dijital Dünya ve Sanal Gerçeklik Kıskacında Gelecek' konulu sunumu, öğrenci sunumları bölümünde TİKA Tecrübe Paylaşımı programına katılan Eyüp Keleş Namibya'da yaşadığı tecrübeleri paylaştı.

    AÖB’nin uluslararası öğrencilerinden Ali Abdulkadir Muhammed'in Somali sunumu, yine öğrenci sunumları kapsamında Rabia Payık, 'Üniversite Yolculuğu' başlıklı sunumu yapıldı.  

    Türkiye'deki Değişimler ve Değerlerimiz paneli ise İhsan Altun’un moderatörlüğünde yapıldı.  Panelde, Sivillik ve Kuşatıcılık Meselemiz sunumunu Abuzer Nas, Yerlilik ve Özgünlük Meselimiz konulu sunumu ise BEKAM başkanı Mehmet Ali Eminoğlu gerçekleştirdi.

    Gaziantep Bölge Kampının ikinci günün ilk oturumu Anadolu Platformu İstişare Kurulu Üyesi Abdulhakim Yalçın’ın sunumuyla 'Erdemli Toplum Şahsiyetli Birey' üst başlığı ile yapıldı. Sunumun ardından atölye çalışmaları gerçekleştirildi.

    Gaziantep Bölge Kampımız sonuç bildirgesinin okunması ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

  • Modern Dönemde Peygamber Örnekliği

    Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Yükseköğretim Komisyonu tarafından Perşembe günleri Pusula Kitabevi’nde düzenlenen söyleşi programları devam ediyor.

    Bu haftaki söyleşi programına Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Başkanı Rabia Aldemir konuk oldu. Aldemir, “Modern Dönemde Peygamberlik Örneği” konulu bir sunum gerçekleştirdi. 14 Mart Perşembe Gaziantep Üniversitesi kampüsünde bulunan Pusula Kitabinde gerçekleşen haftalık söyleşi programlarına katılan öğrenciler sunumu ilgi ile takip etti. Bir saatlik sunumun ardından soru cevap ile devam eden program sonun da Rabia Aldemir, peygamber ahlakının ne kadar yaşatıldığı ile ilgili sorular sorarak yeni dönem de bildiklerimizi ne kadar uyguladığımız üzerinde durdu. Program yapılan ikramların ardından sona erdi.

  • AÖB Yeni Zellanda'daki Faşist Saldırıyı Lanetledi

    Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesi, Yeni Zelanda’nın Christchurch kasabasında bugün cuma namazı sırasında Nur Camii’ne ve Linwood’daki camiye yönelik gerçekleştirilen hunharca katliamı protesto etti.

    15 Mart Cuma günü Gaziantep Üniversitesi gerçekleştirilen eyleme çok sayıda öğrenci ve duyarlı vatandaş katıldı. Cuma namazı çıkışı şehitler için gıyabi cenaze namazı kılan grup daha sonra katliamı lanetleyen slagonlar attı. Daha sonra Anadolu Öğrenci Birliği adına bir basın bildirisi okundu.

    İşte bildirinin tamamı:

    Yeni Zelanda’nın Christchurch kasabasında bugün cuma namazı sırasında Nur Camii’ne ve Linwood’daki camiye yönelik gerçekleştirilen hunharca katliamda en az 49 Müslüman hayatını kaybetti, yüze yakın yaralı var.

    Cani terörist, yaptığı katliamı sosyal medyadan yayınlama pervasızlığını gösterebiliyor. Kullandığı silahlarda, daha önce Müslümanlara yönelik benzeri katliamlar yapmış katillerin isimleri yazılı. Yayınladığı 70 sayfalık manifestoda tüm Müslümanlar tehdit ediliyor, ancak Türkiyeli Müslümanlara da özel bir yer ayırmış: "Konstantinopolis'e gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol tekrar Hristiyan şehri olacak."

    Bütün bunlar, saldırının planlı, organizeli, ideolojik ve uluslar arası boyutunun olduğunu ortaya koymaktadır. Bu saldırılar, bir süredir küresel düzeyde İslam karşıtı söylemlerin oluşturduğu atmosferin bir ürünüdür. Bu katliam, NATO’nun Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra “kızıl” tehdit yerine “yeşil” tehdidi koymasından ayrı düşünülemez. Bu yüz kızartıcı suç, “İslami terör” diyerek İslam’ı terörle özdeşleştirmenin bir sonucudur.

    George Bush’un ifade etmesinden itibaren yeni bir Haçlı Savaşı’yla karşı karşıyayız. Bugünkü Haçlı Savaşı, medyanın öncü kuvvetlerini oluşturduğu, yerine göre bireysel gerilla taktiklerinin kullanıldığı, yerine göre Batılı orduların görev üstlendiği komplike ve tarihteki örneklerinin revize edilmiş bir versiyonudur.

    Bu sebeple bu menfur saldırıdan tek bir kişinin sorumlu olduğunu iddia etmek, gerçekleri örtmek ve yeni katliamlara davetiye çıkarmak demektir. İslam’ı terörle özdeşleştiren siyasetin yanı sıra buna çanak tutan bir medya dili de bu katliamın baş sorumlularındandır. Çünkü İslamofobiyi kışkırtan görüntüler, Batılı devletlerin merkezlerindeki stüdyolarda çekiliyor.

    Bu tür saldırıları önlemenin yolu, küresel siyasetin ve medyanın İslam karşıtı ve İslam’ı terörle özdeşleştiren tutumundan vazgeçmesidir. Batı siyasetinin, yürüttüğü son Haçlı Savaşı’na son vermesidir. Bu katliamın herkes için son bir uyarı olmasını diliyoruz. Aksi takdirde bu tür saldırıların devamının gelmesi kaçınılmazdır.

    Bu elim olay karşısında Müslümanlar, duygusal değil; duyarlı ve bilinçli bir tutum sergilemelidir. Masum insanların öldürülmesi karşısında sadece Müslümanları değil, bütün insanları daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.

    Müslümanlar, Moğol saldırısı ve Haçlı Seferlerinde olduğu gibi, tarihteki pek çok saldırının üstesinden nasıl geldiyse bu tür saldırıların üstesinden gelmeyi de birlik ve dayanışmayla başaracaktır.

    İnsanlık düşmanı bu faşist saldırıyı kınıyor, tüm Müslümanlara başsağlığı diliyoruz. Bu menfur saldırı, insanlığın adalet ve özgürlüğe ihtiyacını, bir kez daha ortaya koymuştur.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

logolarımız