Mustafa Özel Söyleşi Programına Katıldı

Mustafa Özel Söyleşi Programına Katıldı Öne Çıkarılmış

Anadolu Esnaf Sanayici ve İşadamları Derneği (ANESİAD ) Gaziantep Şubesinin davetlisi olarak Gaziantep’e gelen İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Mustafa Özel, Bülbülzade Vakfı’nda düzenlenen söyleşi programına katıldı.

27 Nisan Cuma günü Bülbülzade Vakfında yapılan kahvaltılı söyleşi programına Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, ANESİAD Gaziantep Şube Başkanı Yunus Atilla Hamallar ve davetliler katıldı.

Söyleşi programında Türkiye ve dünya gündeminden öne çıkan başlıklar değerlendirilirken, katılımcılar tarafından sorulan sorular da yanıtlandı.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Bitcoin Çağında İslam Ekonomisi Konferansı Yapıldı

    ANESİAD Gaziantep Şubesi, MÜSİAD, Şehitkâmil Belediyesi ve Bülbülzade Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mustafa Özel’in konuşmacı olarak katıldığı “Bitcoin Çağında İslam Ekonomisi” konferansı ŞKM’de yapıldı.

    Anadolu Esnaf Sanayici ve İşadamları Derneği (ANESİAD) Gaziantep Şubesi, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Gaziantep Şubesi, Şehitkâmil Belediyesi ve Bülbülzade Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mustafa Özel’in konuşmacı olarak katıldığı “Bitcoin Çağında İslam Ekonomisi” konferansı Şehitkâmil Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.

    27 Nisan Cuma günü yapılan konferansa Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, ANESİAD Genel Başkanı Niyazi Dilek, Şehitkâmil Belediye Başkan Yardımcısı M.Hayri Özkeçeci, ANESİAD Gaziantep Şube Başkanı Yunus Atilla Hamallar, MÜSİAD Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Çelenk, STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

    Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile başlayan programda bir selamlama konuşması yapan ANESİAD Genel Başkanı Niyazi Dilek, organizasyona destek veren kuruluşlara teşekkür ederek, “Dünya çok hızlı değişiyor. Yeni nesil bir ticaret anlayışı, yeni nesil bir gençlik geliyor. Yeni para birimleri,  yeni ticari anlayışlar, bilmediğimiz, anlamakta zorlandığımız durumlar var. Eskinden bizim zamanımızda yabancı para taşımak suçtu. Değil ki bitcoin ve alt coinler. Bir taraftan bu dünyayı kaçırmak istemiyoruz. Diğer taraftan ahreti kazanmak istiyoruz. Helal, haram kaygılarımız var. Bunun hepsini yan yana koyduğumuzda Mustafa Özel hocamın anlatacaklarını heyecanla bekliyorum” dedi.

    MÜSİAD Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Çelenk de, iş dünyası olarak üretim ve istihdamın arttırılması ve ülke ekonomisine daha ileriye taşınması adına çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek; “Bunun da en büyük adımını istikrar ortamı oluşturuyor. İstikrar ise halkın desteği ile göreve gelen güçlü iktidarlarla mümkündür. Türkiye istikrarı ortadan kaldırmaya yönelik içeriden ve dışarıdan çalışan tüm şer odaklarına cevabı aziz milletimizin desteği ile 15 Temmuzda vermiştir. İş dünyasının ihtiyacı olan istikrar ortamını sürdürmek ve doğru pozisyon alabilmek adına cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine biran önce geçilmelidir” dedi.

    ANESİAD Gaziantep Şube Başkanı Yunus Atilla Hamallar ise; “Ekonomide, iktisatta, bir ürün, bir hizmet üretiyorsak ibadet ediyoruz demektir. Biz ayıplı ve kusurlu hizmet, ürün üretmemeliyiz. Bir kıblemiz bir yönümüz olmalı. Argemiz, araştırma geliştirmemiz olmalı. Nasıl ki kişinin amelleri niyetlere göre deniyor ya bizim niyetimiz de yeryüzünde adaleti ve merhameti tesis etmek olmalı. Ürettiğimizle, kazancımızla, yapmış olduğumuz iş ve hizmetle arzı imar edip nesli ıslah etmeyi ve bu kazandığımızla istihdam üretmeyi, hayat standartlarını yükseltmeyi amaçlamalıyız. Biz bu niyette ve bu istikamette olursak insanlığın ihtiyaç duyduğu her şeyi en iyisiyle biz üretiriz” dedi.

    Her zafer baş döndürür

    Konuşmaların ardından İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mustafa Özel “Bitcoin Çağında İslam Ekonomisi” başlıklı sunumunu yapmak üzere kürsüye geldi. Konuşmasına Kur’an-ı Kerim’den “Biz günleri insanlar arasında döndürüp dururuz” ayetiyle başlayan Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bedir Savaşında Müslümanlar küçük bir topluluk idiler ve büyük bir topluluğa galebe çaldılar. Her zafer baş döndürür. Her büyük bir başarı şirketlerde, devletlerde bir vertigo kaynağıdır, baş dönmesi kaynağıdır. Bu ayeti kerimeler İslam tarihini değil, tüm insanlık tarihini özetliyor. 2018 yılındayız, şimdi bin yıllık bir seyahate çıkalım. 1018 yılına gidelim dünyanın iktisadi, siyasi ağırlık merkezi Çin’in doğusudur. Muazzam bir alışveriş ve muazzam siyaset, muazzam siyasi, iktisadi, kültürel etkileşimler. Sonra yavaş yavaş ağırlık Hint Okyanusuna kayıyor.  Hint dünyasının yükselişine şahit oluyoruz. Sonra Akdeniz dünyasının yükselişine şahit oluyoruz. Venedik, Ceneviz, Floransa. Sonra Atlantik’e doğru bir kayış oluyor. 20. Yüzyılın başlarından itibaren Atlantik’in öbür yakasına Amerika’ya geçiyor. Sonra tekrar Çine’e geçiyor. Bin yılda Çin’den yola çıktık tekrar Çin’e döndük. Hiç kimsenin torpili yoktur. Hangi cemiyet kendini beli şartlara göre, sünnetullaha göre kendini hazırlarsa o yükselişe geçiyor.

    İnanç, intizam ve iktisat

    Benim okumam çerçevesinde yükselişe geçen toplumlar 3İ harfiyle başlayan prensiplere uydukları için yükseliyor; inanç, intizam ve iktisat. Disiplin olarak söylersek; din, siyaset ve ekonomi. Bunları çok iyi organize ederlerse o toplumlar yükseliyor. Sonra bunların içi boşalmaya başlıyor. İnancın içi boşalıyor hurafeye dönüyor. İntizamın içi boşalıyor bir kabalık, baskı oluşuyor. İktisadın içi boşalıyor bir sahtecilik ortaya çıkıyor. Bugün bunları modern dünya bağlamında hem de İslam iktisadı bağlamında böyle değerlendirmek lazım.

    Şuanda bin 400 tane coin var

    Bitcoin coinlerden birtanesi. Şuanda bin 400 tane coin var. Bana göre bunlara para demek yanlış. Bunlar kripto varlıklardır, şifre varlıklardır. Bir şifre var onun arkasında varlık oluşuyor. Varlık nerde duruyor? Varlık gelecekte duruyor. Yatırım yaptığınız şey ise bir hikâyedir arkadaşlar. Yani cinler, periler ülkesine hoş geldiniz. Bu işler tutar mı? Tutar arkadaşlar, tutacak. Ama 5 yıl ama 50 yıl. Nerden biliyorum? İnsanın iki özelliğini biliyorum; bir insan yaratıcı bir varlıktır. İki insanoğlunun oyunbaz tarafı var. Oyun oynamak insanoğlunun en büyük ihtiyacıdır ve özelliğidir. Dolayısıyla bu nesneyi tutturacaklardır arkadaşlar.

    Kâğıt para emeksiz değer kazanma aracıdır

    Arkadaşlar kâğıt para tuttu. Bizim problemimiz ne biliyor musunuz daha kâğıt paranın ne olduğunu anlayamadık. Dünyada Müslümanlar henüz kâğıt paranın tam mahiyetini kavrayabilmiş değiller. Kâğıt paranın ne olduğunu, kâğıt para dolayısıyla hangi zulümlerin işlendiğini anlayabilmiş değilken başımıza hikâye para çıktı. Bitcoinler hikâye paradır. Yatırım yaptığınız şey birer hikâyedir. Emek harcayalım ki değer ortaya çıksın. Kâğıt para emeksiz değer kazanma aracıdır. Kâğıt para üzerinden emeksiz değer kazanma mümkün hale gelmiştir hem de hükümdarın borcu milletin borcu haline getirilmiştir. Kâğıt paranın ilk tuttuğu yer İngiltere’dir. İlk tutturan kurum Bank Of England’dır. Kâğıt para endüstrisi emeksiz değer yarama ve diğer yandan da hükümdarların borcunu halka yükleme vasıtasıdır” dedi.

    Sunumun ardından gecenin anısına Mustafa Özel’e ANESİAD Genel Başkanı Niyazi Dilek, ANESİAD Gaziantep Şube Başkanı Yunus Atilla Hamallar ve MÜSİAD Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Çelenk tarafından hediye takdimi yapıldı.

    Program sonunda ANESİAD’a yeni üye olan işadamlarına üyelik belgeleri takdim edildi. Program toplu hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

  • Bitcoin Çağında İslam Ekonomisi Konferansı

    ANESİAD Gaziantep Şubesi, MÜSİAD, Şehitkâmil Belediyesi ve vakfımızın ortaklaşa düzenlediği, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mustafa Özel’in konuşmacı olarak katılacağı “Bitcoin Çağında İslam Ekonomisi” konferansa davetlisiniz.

  • Milli Sanayi Sürecinde Bir Girişimci Örneği; Nuri Demirağ

    Bülbülzade Vakfı Esnaf Komisyonu araştırmacı yazar Hüseyin Caner Akkurt’tun konuşmacı olarak katıldığı “Yerli Zihin, Milli Sanayi Sürecinde Bir Girişimci Örneği; Nuri Demirağ” adlı seminer düzenledi.

    7 Nisan Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda düzenlenen seminere Bülbülzade Vakfı Başkan Yardımcısı Yunus Atilla Hamallar, Esnaf Komisyonu Başkanı Hamdi Keleş, komisyon üyeleri ve davetliler katıldı.

    Esnaf Komisyonu Başkanı Hamdi Keleş’in moderatörlüğünde yapılan seminerde Nuri Demirağ’ın girişimlerinden bahseden Akkurt, konuşmasını şöyle sürdürdü; “tarih öyle bir şey ki kaçmak istediklerinizi bir gün ortaya getirip koyuyor. Nuri Demirağ’ın 1930’lu yıllarda hayata geçirmeye çalıştığı projeler eğer bugüne gelindiğinde engellenmemiş olsaydı onun temel taşlarını atmış olduğu yerlere sizler tuğlalılarınızı koymuş olacaktınız. Bugün biz örneğin Fırat Kalkanı Harekâtında kendi uçaklarımızı kullanacaktık. Malumunuz Fırat Kalkanı Harekâtında hava gücümüzü kullandırmadılar. Yine Fırat Kalkanı Harekâtında Almanların Leopar Tanklarını kullanmak zorunda kalmayacaktık. Bu harekâtta tankların intikal sırasında verdiği arızalardan dolayı, bu tankların parçalarını üretemediğimizden dolayı silahlı kuvvetlerin hangarlarında parça bekleyen tanklar var. Almanlar vermeyiz demiyorlar. Mesela F35’le ilgili gerekli paralar ödendi ancak belki 10 yıldır uçakların gelmesini bekliyoruz. Dolayısıyla yerli ve milli sanayi ile hareket etmediğiniz sürece bu tür aksaklıklarla karşılaşmanız normaldir.

    Tarihte bazı şeyleri görmezden gelerek gerekeni yapmazsanız o tarih bir gün sizin karşınıza gelip dikiliyor ve o tarihle yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi yüzümüzü ağartan konular yok mu elbette ki var. En azından savunma sanayi noktasında yerli silah kullanmaya başladık. Ana ağır savunma sanayi malzemelerimiz yerli olmasa da içerikte kullandığımız malzemeler yerli olmaya başladı.

    Nuri Demirağ’ın dönemine gelinmeden önce bu coğrafyada neler yaşanmıştı bunu kısaca özetlemek gerekiyor. Bu özetlemezsek Nuri Demirağ’ın mücadelesini anlamamız zorlaşır. Bizim batıyla ilişkilerimiz yeni cumhuriyetle başlamış değildir. Mesela Amerika’yla ilişkilerimiz 1700’lü yıllarda başlıyor. 1830 yılında yapılan anlaşma neticesinde Amerika imtiyazlı devlet statüsüne getiriliyor. 1846 yılında Sultan Abdülmecit’in isteği üzerine Amerikan pamuğunun Osmanlı’da yetiştirilmesi için çalışma yaptırılıyor. Amerika’dan gelen uzamanlar pamuğun yetiştirilmesini sağlayamıyorlar ancak değerli madenlerin yerlerini keşfediyorlar.

    Nuri Demirağ 1886 yılında Sivas Divriği’de dünyaya geliyor. Babası sorgu hâkimi. Babası bir kasabaya sorgu hâkimliğine giderken attan düşerek vefat ediyor. 1906’da Ziraat Bankası’nın açtığı sınava katılarak Kangal’da memuriyete başlıyor. 1908’de Koçgiri Şubesine tayin oluyor. 1911’de İstanbul’da Maliye Bakanlığında memurluğa alınıyor. Orada milletine faydalı çalışmalarından dolayı maliye müfettişliğine yükseltiliyor.

    Maliye müfettişliği yaptığı dönemde azınlıkların şımarmaya başladıkları dönemde kurtuluş semtinde birkaç tane Rum gencin tacizine uğruyor. Bunu kendisine yediremiyor. Benim geleceğim ve bu devletin geleceği üç-beş azınlığın elinde olamaz diye memurluktan istifa ediyor. Enteresandır o dönemde sigara kâğıdına kadar her şey Ermeni ve Rumların elinde bulunuyor. İlk defa Türk malı diyerek sigara kâğıdı üretimine başlıyor. Sigara kâğıdı üretiminden bir sermaye ediniyor. 1923 yılına geldiğimizde yeni cumhuriyetle beraber demiryolları projesi Almanlardan Amerikalıların eline geçiyor. Onlarda 99 yıllığına bu anlaşmayı yapmış durumda. Allah’tan bu proje hayata geçmiyor. Çünkü misakı milli sınırları içinde enerji kaynağı kalmadığından Amerikalılar projeden vazgeçiyor.

    Yeni cumhuriyet demiryolları politikasına Abdulhamid’in bıraktığı yerden devam etmek istiyor. Ancak yerli sermaye yok tabi. 1933 yılında Samsun - Sivas arasındaki demiryolu inşaatının ihalesi başlayacak. Yabancı şirketler var. Fransızlar işten çekiliyor. İhale açılıyor bu ihaleyi görüyor. Diğer yabancı şirketlerin verdiği fiyatın yarı fiyatını vererek ihaleyi alıyor. Ekibini oluşturarak demiryolu yapımını devam ediyor. Oradaki başarılarından dolayı Bursa’daki Merinos Fabrikasının yapılması, Keban Barajı ile ilgili projeleri, bunun yanında yeni rejimin devlet binalarının yapımı, şeker fabrikalarının fiziksel yapılarını yapıyor.

    Amerika’ya gidip Golden Gate köprüsünü görünce bunun bir benzerinin boğaza yapılması gerektiğini belirterek projesini hazırlayarak Mustafa Kemal’e sunuyor. Boğaz köprüsü projesinde ilginç olan şey şu 1931 yılında planlayıp 1933 yılında projelendirmiş olduğu boğaz köprüsünde demiryolu var, araç yolu var, yaya yolu var. Biz bunu ancak 2018 yılında hayata geçirdik. Mustafa Kemal projenin hükümete gönderilmesini ve hayata geçirilmesini söylüyor. Ancak başbakan İnönü döneminde proje akamete uğruyor.

    Daha sonra Yeşilköy’de bir gök okulu kurmak için çalışma başlatıyor. O dönemde özellikle Fransa’ya gönderilen pilotlar var. 17 Eylül 1936’da Beşiktaş’ta uçak fabrikası kurmaya başlıyor. Motor gövdesi hariç tamamen yerli bir proje. O dönem Türk Hava Kurumunun 10 eğitim uçağı 65 planör siparişi alıyor. 1937 NUD 36 uçağını teslim etmek için gönderilen uçak bir kaza geçiriyor, ihale iptal ediliyor. Yerine Fransa’dan çok fahiş fiyata 12 adet uçak alınıyor. Daha sonra İnönü hükümeti döneminde gök okulu ve fabrika da istimlâk ediliyor. Hem NUD 36 hem NUD 38 uçağını almak için almak için yabancı ülkelerden ziyaretler oluyor. İsmet İnönü’nün kabinesinin aldığı kararla yurt dışına satışı da engelliyor” dedi.

    Seminerin ardından program soru cevap kısmıyla devam etti. Yerli Zihin, Milli Sanayi Sürecinde Bir Girişimci Örneği; Nuri Demirağ semineri soru cevap kısmından sonra sona erdi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.