Pazartesi, 28 Kasım 2022
Tecrübe Paylaşımına Turgay Aldemir Konuk Oldu

Tecrübe Paylaşımına Turgay Aldemir Konuk Oldu

Anadolu Esnaf Sanayici ve İşadamları Derneği (ANESİAD) Gaziantep Şubesinin düzenlediği “Tecrübe Paylaşımı” programına Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir konuk oldu.

Daha önce Gaziantep’in önde gelen sanayicilerinden, MÜSİAD eski başkanı işadamı Enver Mıhçıoğlu ve Ziylan Grup Başkanı Ahmet Ziylan’ın konuk olduğu tecrübe paylaşımı programına Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir konuk oldu. 22 Kasım Çarşamba ANESİAD Gaziantep Şubesinde yapılan programa ANESİAD Gaziantep Şube Başkanı Yunus Atilla Hamallar, yönetim kurulu üyeleri, üyeler ve davetliler katıldı.

Konuşmasında İslam dünyasında yaşanan bunalımların nedenlerini irdeleyen Aldemir, konuşmasını şöyle sürdürdü;

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar

“Kaç yüz yıldır derin bir düşüş yaşadık. Anadolu’da bir tabir vardır yiğit düştüğü yerden kalkar diye. Aslında içinden geçtiğimiz şu günler buna tanıklık etmekte. Ölmek için doğmuş biri iken küçük çabalarla tüm vücut azaları tamam olan insanlar için nasıl umut olduğunu gördük. Aslında eğitim böyle bir şey, yardımlaşmak böyle bir şey. İnsanı insan yapan onun eli ayağı değildir. Biz eli ayağı olmadığı halde yarı felçli insanların neler yaptığına şahidiz. İşte Filistin’de İsrail hapishanelerinde iyi bir sporcu olduğu halde felç yaşamış Şeyh Ahmet Yasin. Yasin HAMAS’ı kurmuş ve İsrail’i dize getirmiştir. Mesela Güney Afrika’da Ahmet Diyadat vardı, rahmetlik oldu. Yıllar öce kendisini ziyaret etmiştim Güney Afrika’da. Çok güzel davet çalışmaları yürütüyordu, tartışmalarda hep galip geliyor. Sonra onu zehirliyorlar. Zehirlenmişti sadece göz işaretleriyle doğru veya yanlış diyebiliyordu. O haliyle çalışmalarını yürütüyordu, düşüncelerini anlatıyordu. Dünyada bu tür örnekler çok. Her şey insanın zihninde, gönlünde, yüreğinde olup bitiyor.

En Büyük Yenilgi Tarihte Uğratılan Yenilgidir

Bizim uzunca bir süredir hafızamızda yenilgi travması bizi öyle bir noktaya getirdi ki bizden adam olmaz, bizden adam çıkmaz diye düşünüyoruz. Bir dönmem dünyada insanlığın başkenti olan bu coğrafyanın insanlarını maalesef köleleştirmişlerdi. Tarihçiler der ki en büyük yenilgi tarihte uğratılan yenilgidir. Bizi bugün yendikleri gibi tarihte de yenmişler. Gitmişler o tarihi arka planda ne kadar değerimiz, ne kadar eserimiz, ne kadar medeniyet adına ortaya koyduğumuz varsa bunların hepsini talan etmiş, yıkmış, yakmış ve kalanlarında adını değiştirmişler. İşte Bağdat’ın vaktiyle kütüphanelerindeki kitapların fihristinin yüzlerce cilde ulaştığı 500, 600 bin ciltlik kütüphaneler vardı. Bugün maveraünnehir dediğimiz o Türkî cumhuriyetlerin olduğu bölgede farklılıkları yaşatan en büyük medeniyetleri kurmuşuz. Endülüs’te, Gırnata’da insanlık tarihinin şu gün bile ulaşamadığı farklılığı ve medeniyeti kurarken de coğrafyayla, toprakla, tarihle, oradaki yaşanmış gençlikle, yaşanmış geçmişle barışık medeniyetler kurmuşuz. Ki bunun en yakın örnekleri Kudüs’te yaşanmıştı Hz. Ömer’le beraber. Hiç kimsenin diline, dinine, yaşam tarzına dokunulmamıştı.

İlmin Değer Görmemesi Üretimin Tüketime Dönüşmesi Sağladı

Yüz yıl öncesine kadar Anadolu’da böyleydi. Hatta çok uzağa gitmeyin bu şehir de öyleydi. Tarihçilerin verilerine göre Gaziantep’in %43’ü gayri müslim idi. Kilisesi, havrası ayaktaydı. Camilerinden ezanları okunuyor ve her yerde Yahudi mahallesinde dahi İslam’ın adaleti tercih edilir durumdaydı. Çarşıda, pazarda bir dükkân Yahudi, Hıristiyan, öbürü Süryani, öbürü Müslüman idi. Değerli kardeşlerim biz neden bu duruma düştük? Bunun izini sürmeden, yitirdiğimizi bilmeden, öğrenmeden, kaybettiğimizi tanımlamadan, kazancımızı anlamlandıramayız. Onun için biz tarihte bu geri çekilmenin, bu istilanın, bu sürgünün nedenlerini incelediğimizde en temeline indiğimizde ilmin, irfanın değer görmemesinde, ikincisi de ticaretin, üretimin tüketime dönüşmesinde görüyoruz. Osmanlının son 300 yıllık sürecini incelediğimizde ilim ehlinin, ilmin toplumdan çekilmesinin yanında üretimin, ticaretin de peşinden geldiğini görüyoruz. İhtiyaçlarla çarşıda, pazarda üretilenin karşılanamadığını ve başka yerlerden ithalatın başladığını görüyoruz. Oysa önceleri her yere biz gönderiyorduk. Fatih İstanbul’u feth etmeden önce dünyadaki tüm bilginlerini, bilgilerini her şeyi İstanbul’da topluyor. Fetihten sonrası da dünyanın ilk üniversitedir o fatih medresesi külliyesinin olduğu yer. Bir planlaması, bir tasavvuru vardır. O yıllarda İslam dünyasının dünyanın neresinde bir eser çıksa tartışmasız o İslam dünyasına gelirdi. Hepsinin hakkı verilirdi. Ondan sonra da elbette ki üretim, ustalar, İstanbul’u feth eden topları döken ustalardı. Çünkü emek değer buluyordu. İşçi alın teri kurumadan, dinine, diline, meşrebine bakılmaksızın hemen ücretini alınıyordu. Şu gün olmuş Fatih Külliyesinin, Süleymaniye Külliyesinin inşaatında çalışan işçilerin yevmiyelerinin günlükleri korunmaktadır. Örneğin Süleymaniye Külliyesinde çalışan işçilerin yarıdan fazlası gayri müslimdir. Temelini kazanlar Ermenilerdir, emeklerinin karşılığını almışlardır. Çarşıda bu Müslüman, bu gayri müslim denmemiş sadece işinin ehli gözetilmiştir. Bu işini doğru yapan herkesi bu topraklarda yurt tutmaya vatan tutmaya itmiştir.

Her İthalat Bir Yaşam Tarzını Beraberinde Getirir

Ama ne zamanki ticarette, üretimden, içinde yaşadığımız toplumun ihtiyaçlarını artık tüccarımız ve ilmiye sınıfımız karşılayamaz hale gelince oradan buradan farklı kültürlerin ürettiklerinden ithal etmeye başladık. Her ithalat bir yaşam tarzını bir kültürü beraberinde getirdi. Sonrasında ticaretin de zayıflamasıyla üçüncü ayak askeri olarak artık giderlerimizi finanse edemez hale geldik. Ürettiğimizden çok ithal ediyorduk. Bir zamanlar dünyaya biz gönderirken. Oysa ipek yolu bu coğrafyanın içinden geçer ve dünyaya en fazla buradan değer taşınırdı. Askeri yapının çökmesiyle beraber zaten siyasi yapı otomatik olarak parçalanmış ve Osmanlının darmaduman oluşunu acı bir şekilde gördük. Bu geri kalmışlığımızın Mısır’ın işgaliyle beraber artık ayyuka çıktığı siyasi birliğimizin, iktisadi birliğimizin, özgürlüklerimiz kaybetmişiz. Bununla beraber o gün bu gün sürgünden sürgüne, talandan talana yol alıyoruz. İSEDAK toplantısında Sayın Cumhurbaşkanın çok manidar bir konuşması vardı. Bunlar bizden çaldıklarıyla kendi ülkelerinde bir yaşam tarzı, sözüm ona uygarlıklar kurdular. Her taşında bu coğrafyanın, Afrika’nın, Asya’nın kanı vardır, canı vardır, gözyaşı vardır. Yıllar önce Senegal’de Durban limanında köle ticaretini yapıldığı yere gitmiştim. O limandan insanları gemilere bindirmişler Avrupa’ya taşımışlardı yüz yıllarca. Orda istatistikler vardı. Avrupa’ya ulaşanlar yola çıkanların üçte biriydi. Birçoğu yolda katledilmiş, birbirlerinin etini yemek zorunda bırakılmışlardı. Okyanuslarda o gün bu gün insanımızı, gençlerimizi, Aylan bebek gibi evlatlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz. Neden? Yeniden bu toprakların ilmin, irfanın üretimin, ticaretin o dürüst, adil, ürettiğini sadece kendi mülkü olarak görmeyen onunla insanlığın ayağa kalkmasını, bir felsefe edinmiş ve bunu koruyacak askeri gücü, siyasi gücü buluşturamadığımız için her gün çocuklarımız modern köle tüccarları tarafından batıya taşınmakta. Gidemeyenler de burada ruhları köleleştirilmekte. Onlarda burada onlara hizmet etmekte” dedi.

Konuşmanın ardından soru cevap kısmında katılımcılardan gelen sorular yanıtlandı. Ardından hatır fotoğrafı çekilmesiyle program sona erdi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • Hayır Çarşısı ve Bahar Şenliklerimiz Başlıyor

    Vakfımızın geleneksel olarak düzenlediği Hayır Çarşısı ve Bahar Şenlikleri 3-4-5 Haziran’da, MASAL Park’ta başlıyor.

    Vakfımızın pandemi öncesinde her yıl ihtiyaç sahipleri yararına geleneksel olarak düzenlediği Hayır Çarşısı ve Bahar Şenlikleri organizasyonu bu sene 3-4-5 Haziran tarihlerinde Masal Park’ta yapılacak. Hayır Çarşımızda; yöresel ev yemekleri, kitap, halı, ayakkabı, pasta, tatlı, döner, zücaciye, kıyafet, meşrubat ve komisyonlarımızın tanıtım stantları yer alacak. Ayrıca canlı müzik dinletileri, söyleşiler ve çocuk etkinlikleri de yer alacak.

    3-4-5 Haziran tarihlerinde Masal Park’ta yapacağımız Hayır Çarşısı ve Bahar Şenliklerimize ailenizle birlikte davetlisiniz…

     

  • Geleneksel Ramazan İstişare Sohbetleri Gerçekleştirildi

    Vakfımız tarafından her Ramazan ayında geleneksel olarak gerçekleştirilen "İstişare Sohbetleri" vakıf merkezimizdeki Davut Özgül Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Program öncesi gerçekleştirilen iftar organizasyonunun ardından toplantıya geçildi. Gerçekleştirilen sohbet programında vakfımızın ve Anadolu Federasyonu’nun çalışmaları hakkında bilgi verildi.

    İstişare sohbetinde konuşan Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir, "Her yıl 15 Ramazan'da bu toplantıları gerçekleştirerek geçtiğimiz yıl içinde yapılan işleri konuşarak fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bu yıl da yine aynı niyetle bir araya geldik. Bunun Ramazan'da olmasının nedeni Peygamber efendimiz ile Cebrail'in her yıl Ramazan'da karşılık mukabelede bulunmasındandır. Vakfımızda yoğun bir iyilik ve yardım hareketi var ama biz kendimizi ihmal ettiğimiz zaman, kendi aramızda konuşmadığımız zaman yardım alacak duruma düşüyoruz. Bunun için Ramazan'da vakıf olarak, aile olarak bu müzakereleri gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

    Gerçekleştirilen sohbet programında konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz İbrahim Özmantar, "Biz bir kuşak hareketi olmadığımızı defalarca söyledik. Bu bir bayrak yarışıdır. Planlama yaparken gelecekte görevi devralacak gençlerin yaşayacağı dünyayı düşünmek zorundayız. Bugün insanlık geleceği ile ilgili birtakım projeksiyonlara ihtiyaç duymaktadır. Bizim gibi yapılar insanlığı şekillendiren en önemli güçtür. Bu yüzden bu tür yapılarda yer almak efor ister" ifadelerini kullandı.

    Sohbet programında konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz Adem Er, "Sürekli görüş alışverişi içerisindeyiz ve bu fikirler not olarak kaydediliyor. Yıl içerisinde daima bu veriler incelenerek planlamalar bu doğrultuda gerçekleştiriliyor. Yeni dönem STK çalışmalarında yeni başlıklar ve yeni çalışma tarzları gündem ediliyor. Bazı çalışmalarımız ön plana çıkarılırken kimisi de geri plana atılıyor. STK’lar bu süreci doğru takip etmek zorundadır. Bizler buralarda gelecek perspektifimizi oluşturmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

    Gerçekleştirilen sohbet toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Üyemiz Mehmet Hıdır Akaslan, "Toplum artık fikir verenlere değil fikirleri hayatla buluşturanlara kıymet veriyor. Biz camia olarak tam da böyle bir yerde duruyoruz. Bu halkanın içerisinde de farklı düşünen arkadaşlarımız var. Bunun da farkında olarak bu farklılıkları sorun etmeksizin ortak olarak neler yapabilir sorusuna odaklanıyoruz. Camiamızı anlamlı kılan ve ileriye taşıyacak olan şey de budur" dedi.

    Toplantıda konuşan bir diğer isim olan Hayata Dokun Yetim Derneği Başkanı Yunus Atilla Hamallar, "İki konuya dikkat çekmemiz gerekiyor. Birincisi insan kaynağı ikincisi ise mali kaynak. Bu ikisi bir arada yürütülerek belli bir zenginliğe dönüştürülmelidir. Aksi takdirde tarihin tozlu sayfalarındaki kurumlar gibi bizler de tekrara düşüp yok olup gideriz" şeklinde konuştu.

    Gerçekleştirilen konuşmaların ardından birim bilgilendirmelerine geçildi. Birim bilgilendirmelerinde Esnaf komisyonu ve Evde Karakter Eğitimi komisyonu gerçekleştirdikleri etkinlikler hakkında bilgilendirmeler yaparken, Yardım Komisyonu bu yıl gerçekleştirilen yardımlar hakkında bilgiler verdi. Ramazan ayı dolayısıyla karagözdeki yardım mağazasında birçok ihtiyaç sahibi aileye giyim yardımları gerçekleştirildiği anlatılırken ailelerin bu yardımlardan duydukları memnuniyet dile getirildi.

    İstişare toplantısında Yetim Komisyonu tarafından gerçekleştirilen çalışmalar da anlatıldı. Yetim komisyonunun sadece yardımlarla değil eğitim faaliyetleri ile de yetim ailelere destekte bulunduğu vurgulandı. Toplantıda Öğretmen Komisyonunun gerçekleştirdiği faaliyetler de anlatılırken bu çalışmalar ile alakalı güzel dönütler alındığı aktarıldı. Göçmen Hizmetleri Merkezi’nin faaliyetlerinin de anlatıldığı toplantıda sosyal uyumu güçlendirmek için gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmesi planlana faaliyetler anlatıldı. Toplantıda vakfımız bünyesinde yayın yapan FECR Radyo’da gerçekleştirilen yayınlar hakkında da bilgiler verilirken yapılan yayınların pozitif geri dönüşler aldığı ifade edildi.

    Toplantıda BEKAM çalışmaları hakkında da bilgilendirmeler yapılırken 15 Ramazan Yetimler Günü münasebetiyle gerçekleştirilen “Kardeşlik Sofrası” organizasyonunda Cerablus’ta yetimlerle iftar yapan AÖB üyeleri duygularını aktardı. Toplantı karışıklık soru, görüş ve önerilerin ardından sona erdi.

  • Esnaf Komisyonu İftar Programı yapıldı

    Bülbülzade Vakfı Esnaf Komisyonu tarafından düzenlenen, esnaf ve ailelerinin katıldığı iftar programı 12 Nisan günü Vakıf merkezimizde yer alan Davut Özgül Konferans salonunda yapıldı.

    İlahi dinletisi ve Kur’an Tilaveti ile başlayan iftar programında ezanla beraber oruçlar açıldı. İftar yemeğinin ardından selamlama konuşmalarını yapmak üzere kürsüye çıkan Esnaf Komisyonu Başkanı Hamdi Keleş, “Vakfımızın kadim komisyonlarında Esnaf komisyonu olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. 11 ders haftası içinde haftada en az 100 esnafımızla hafta en az bir gün oturuyoruz. İyiliği emreden, Kötülükten alıkoyan bir çalışma prensibi ile birbirimizi dinliyor, sorunlarımızı paylaşıp azaltıyor, sevinçlerimizi paylaşıp çoğaltıyoruz. Yine esnaf gruplarımızla belli zamanlarda toplu etkinlikler yapıyoruz. Bu programlarla birlik ve beraberliğimizi pekiştiriyoruz. Yine esnaf kardeşlerimizin zekatlarını, infaklarını Yardım Komisyonumuz koordinesinde topluyor ve ihtiyaç sahibi ailelerimize ulaştırıyoruz. Vakfımızın bütün çalışmaları aile eksenlidir. Değerli misafirlerimiz soframızı bereketlendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Allah’a Emanet Olun” ifadelerini kullandı.

    Daha sonra selamlama konuşmalarını yapmak üzere sahneye çıkan ANESİAD Gaziantep Şube Başkanı İdris Tekin, “Vakıflarımız bizim medeniyetimizin temel taşlarından birisidir. Her dönemde sorun çözen, çözüm üreten, yara saran, toplumsal sorunların çözülmesinde, birlik ve beraberlik ruhunun tecelli edilmesinde vakıflarımızın çok değerli katkıları olmuştur. Bundan dolayıdır ki 700 yıllık tarihimizde vakıflarımız bu coğrafyanın inşası için mücadele veriyor. Bu kadar köklü bir geçmişe sahip olan vakıf medeniyetimizin bu yapıya dönüşmesinde esnaflarımızın, tüccarlarımızın ve iş adamlarımızın çok büyük katkılara sahip olduğunu unutmamamız gerekiyor. Rabbin sizlerden de vakıflarımızdan da razı olsun. Hayır işinde bulunanlarımızın sayılarını arttırsın inşallah” diye konuştu.

    Gerçekleştirilen iftar organizasyonunda selamlama konuşmalarını yapmak üzere sahneye Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir çıktı. Başkan Aldemir yaptığı konuşmada, “Bir toplumun özgürlüğü çarşılarında başlar, atölyelerinde devam eder, işletmelerinde sürer ve ihracatı ile dünyaya yayılır. Yıllardır insanlığa umut olmuş bu coğrafyanın evlatları olarak 90 yılı aşkın bir süredir, “bizden adam olmaz, bizden insanlığa faydalı bir ürün çıkmaz” cümlesine bizi mahkûm ettiler. Bu deli gömleğini yırtan bu prangayı kıran Anadolu’nun vicdan şehirlerinden birisi Gaziantep, bunun en önemli aktörleri de sizlersiniz. O küçük küçük tezgahlarımızda, işletmelerimizde milletimizin özgürlüğüne giden yolu şekillendirdik. Lübnanlı düşünür Halil Cibran der ki; “Alın yazımızı Alın terimiz ile değiştireceğiz”. Alın teri dökmeden, Akıl teri dökmeden, yüreğimizi işlemeden bu makus talihi değiştirmek mümkün değil. İşte bu bilinçle Gaziantep, Türkiye’de bu kaderini değiştirerek Alın yazısını insanlık için umuda dönüştürmüş durumda. Şu anda Türkiye ekonomisine 10 milyar doları aşan bir ihracat hacmiyle büyük bir güvenin ve hızla artan umudun topluluğuyla birlikteyiz. Tabi bu başarıyı sürdürebilmek ve ileriye taşımak için değerlerimiz ile beslememiz gerekir. Bunun için buna dair sosyal faaliyetleri esnaflarımızın iş adamlarımızın desteklemesi gerekir ki kendi işletmelerinin sürdürülebilirliğini sağlayabilsinler. Aksi taktirde her şeyimiz var olur ama bereketimiz kaybolur. Eğer yaramızın iyileşmesini istiyorsak bir başkasının yarasını sarmamız lazım. Eğer acımızın dinmesini istiyorsak bir başkasının acısını dindirmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

    İftar programı selamlama konuşmalarının yapılan dua ile sona erdi.

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

 Snow  Snow   

         Snow Snow          Snow