Pazartesi, 28 Kasım 2022
“Ortak Gelecek” Toplantısı’nın 7.si Gerçekleşti

“Ortak Gelecek” Toplantısı’nın 7.si Gerçekleşti Öne Çıkarılmış

 

Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Bülbülzade Vakfı iş birliğinde çalışmalara başlayan ve Göçmen Hizmetleri Merkezi tarafından düzenlenen “Ortak Gelecek” toplantısının 7.si Suriye çalışmalarına yönelik hizmet veren Sivil Toplum Kuruluşlarının yoğun ilgisiyle 22 Eylül Perşembe günü Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Konferans Salonunda Gaziantep Suriye Topluluğu’nun desteğiyle yapıldı. Göçmen Hizmetleri Başkanı Remzi Yılmaz, Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir, Gazeteci-Yazar Fadime Özkan, Suriyeli Kanaat önderleri ve katılımcılarla bir araya geldi.

 Toplantı, Gaziantep Suriye Topluluğu Başkanı Mustafa el Hüseyin moderatörlüğünde Göçmen Hizmetleri Müdürü Remzi Yılmaz'ın selamlama konuşması ile başladı. Yılmaz, Göçmen Hizmetleri Merkezi hakkında bilgi vererek " Göçmen Hizmetleri olarak Gaziantep Suriye Topluluğu’nun birlikte organize ettiğimiz Ortak Gelecek Toplantısının 7.si hoş geldiniz. Yaklaşık 11 yıldır bu ülkede, bu şehirde hep beraber huzur içerinde yaşıyoruz ve bu sürecin yönteminde istişareler yapmak üzere belirli periyotlarda sizlerle bir araya geliyoruz. Bu birlikte yaşama sürecinde karşılaştığımız veya karşılaşabileceğimiz muhtemel problemlere ortak akıl çerçevesinde, ortak geleceğimizi inşa etmek üzere bir araya gelerek fikirlerimizle, düşüncelerimizle ve saha tecrübelerimizle bu sürecin yönetimine destek verme gayretindeyiz.”

Toplantıda, “Dijital Medya’nın Toplumlar Üzerindeki Etkisi ve Manipüle Aracı Olarak Kullanımı” adlı konusu ile ilgili sunum yapan Gazeteci-Yazar Fadime Özkan, “Konvansiyonel medya, kullanımı giderek azalan ve telefona sığan bir medya olarak yeni bir iletişim dönemine girdik. Haberin sağlıklı bir haber olması için 5N1K sorularına cevap vermesi gerekir. Sağlıklı haberler içeren yaygın medya, doğru haber üretmeyi hedefler. Geleneksel medyada bir olayın haberleşmesi ve mecrada yayınlanması için pek çok denetlenme mekanizmaları vardır. Kullanılan dilin uygunluğu, doğruluğu, sıhhatli yayınlanmasından editör, yazı işlerine kadar birçok adımdan geçer. Haberin sıhhatli yayınlanması itibar meselesidir. Medya etiğine uygun olması, suçlama yapmaması, itibarını zedelememesi, kurallara riayet edilmesi gerekir ideal olanda budur. Tabi ideal olanı etkileyen durumlar vardır; sermayedarın siyasetle ilişkisi, menfaatçiler, siyasal yakınlıklar haliyle ideal olan her zaman ideal haliyle yayınlanmayabilir.

Gazete ya da televizyonlarla yer alan haberler; çarpıtıyorsa, içeriğini değiştiriyorsa, olmayan bir şeyi olmuş gibi gösteriyorsa ya da olan bir şeyi yanlı gösteriyorsa, medya etiği acısından yanlıştır ve aynı zamanda basın suçudur. Eğer bir gazete veya televizyon yanlış yapmışsa mahkemeye başvurur ve gazeteye dava açabilirsiniz. Eğer haber yapan mecra kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorsa cezaya uymak zorundadır.

DİJİTAL MEDYA

Konvansiyonel medya yapısının fiziken binası vardır. Genel müdürü, yazı işleri müdürü, Hukuk muhatabı vardır ve yeri yurdu bellidir.  Ama dijital medya öyle değil, yer mekân önemli değil, sorumlu yok, herkes yapabilir, künyesi olmaz. İçeriği değiştirip yayınlanabilir. İsimsiz olduğu için yaygın taşıma, düzeltme şansınız yoktur. Bu nedenle hedef gösterilebilir, itibar suikastı yapılabilir, yaşanmış olaylar değiştirilip ya da yaşanmamış gibi anlatılabilir.

Türkiye’de faşist söylemler yalan haberlerle operasyonel olarak bot hesaplar üzerinden yürütülüyor. Devletleri toplumları yıkmak zayıflatmak için artık silaha ihtiyaç yok. Yalan yanlış, manipüle edilmiş haberlerle kaos çıkarılabilir, medya hibrit silah görevi görüyor.

Oxford 2018 yılında 37 ülkede dezenformasyona en çok maruz kalan ülke hangisi araştırması yapmış. 37 ülke arasında %49’la birinci sırada Türkiye yer alıyor. Bu da demek oluyor ki iki haberden biri yalan. Fake news söyleminin anavatanı olan Amerika %31 ile 2. Sırada. Hollanda, İngiltere ve Almanya en az yalan haber olan ülkeler ve yaptırımları çok kuvvetli. Sosyal medya üzerinden İçişleri Bakanlığı Türkiye’de 12,5 milyon Twitter kullanıcısı saptamış. Bu hesapların %23 ‘ü bot hesap. Geçtiğimiz mayıs ayındaki hashtag çalışmalarında 10 hashtag üzerine çalışma yapılıyor. %52 si bot hesaplar üzerinden yapıldığı görülüyor.

Sahte bir gündeme maruz bırakılıyoruz. Yalan haberin dolaşım hızı doğru haberin dolaşımının 6 katı. Dünya yeniden şekillenirken sosyal medya hibrit silah gibi kullanılıyor. Önceden güvenilen haber şimdi herkes tarafından yazılabiliyor ve bot hesaplarla da olsa bir kanaati gündemde tutma imkanına sahip.  Türkiye’de 2013’de Gezi olayları yaşadık. FETÖ terör yapılanması manipülasyonlarıyla medyayı da aktif kullandı. Radikal tüm terör örgütleri DHKPC, FETÖ, DAEŞ medya üzerinden devlete ve topluma operasyon yapmak istediler. Olaylar yaşanırken ve yalan haberin hızı 6 kez fazlayken yalanla mücadele etmek çok zor. Devlet daha şeffaf daha hızlı haber vermek için uğraştı. Irak işgal edilirken batı kamuoyuna çok büyük yalanlar kabul ettirmişti. O dönem konvansiyonel medyanın yaptığı yalanlar hepimizi tek tek etkiliyordu, şimdi daha dikkatli olmamız lazım. Nefret tohumları ekmek istemeleri çok acık, bunu yaparken de kullanıyorlar. Bazı tedbirler almamız lazım. Şüpheci yaklaşmak, resmi olmayan sahte hesaplara güvenmemek lazım.  Dijitali takip ediyorsak gerçekte var olan bir medyanın dijitalini takip etmemiz lazım.  Devletimiz de mecliste bu konuya dair yasa çalışması var ilerde yürürlüğe girecek. Yalan, yanıltıcı kasten değiştirilmiş haber yayınlanırsa 1 ile 3 yıl arası hapis cezası ile yargılanabilecek ve bu Mahkeme kararları uygulanmak zorunda, İçerik üretenler de basın yasasına tabii olmaları lazım. Basın kartı alarak denetime girmiş olacaklar. Bu dezenformasyon ve enformasyon yasasıyla artık bazı konularda hukuka açık olacak ve bazı belalardan korunabileceğiz " şeklinde konuştu.

Daha sonra salondaki tüm kanaat önderlerinin katkılarına ve sorularına yer verildi. Soru cevap yapıldı.

Ahmed Mazhar Saadu (İşrak Genel Yayın Yönetmeni), “Güzel bir söyleşi oldu. Türkiye ırkçılardan çok çekiyor. Bu çağda ırkçılık hedefine ulaşmaz. Geleceğimiz ortaksa bugünümüzde geçmişimiz de ortak. Bence el birliği ile birlikte çalışmamız birlikte üretmemiz lazım, birlikte aşalım. Suriyeli gazeteciler olarak 20 kişi İşrak Gazetesi’nde çalışıyoruz, gazeteciler kulübümüz var. Ortaklaşa çalışmaya hazırız. Mantıklı iş birliği yapmaya, Türk gazetecilerle içerik üretimine hazırız.”

Bassam Varde,Özgürlük medyanın temelidir. Medya yalan haber üretenlere bırakılamaz. Biz burada doğru haber için hazırız. İletişim başkanlığında böyle komisyonlar kurularak gözetim altında tutulabilir.”

Ghada Jumaa (İngilizce Öğretmeni),Türkiye her alanda büyüyor ve büyümesini istemeyenler ortalığı ateşe veriyorlar. Türkiye’deki ırkçılarla iş birliği yapmak insanların işine geliyor. Irkçılar nefret dolu sözlerini Suriyelilere söylüyorlar fakat asıl Türkiye toplumunun huzurunu bozmak istiyorlar. Türkiye’de her kesimden yaşayan var bunu bozmak istiyorlar. Biz Suriyeliler olarak umutluyuz. Türkiye bu işi çözecek ırkçılara bırakmayacak bizi hem kendi lehine olacak hem bizlere iyi olacak. Türkiye toplumu iyi ve merhametli bir toplum.”

Henel Derviş (Öğretmen),Suriyeli öğrencilerimiz Türkiye’yi 2. vatanı olarak görüyor. Şimdi Avrupa’ya gitmek için uğraşıyorlar. Biz biliyoruz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ında dediği gibi Türk milleti merhametli. Bu süreçte ırkçılık nasıl engellenebilir? Her gün duyuyoruz, Yunanistan ormanları, Ege Deniz’i, mülteci mezarlığına döndü.”

Yasir El Hüseyni, “Kanun tasarısının iyi bir netice ortaya koyacağını düşünüyorum. Nerede ırkçı varsa PKK teröristlerinin Esed’in eğitiminden geçtiler. Necmettin Erbakan’ın dediği gibi bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye’dir.” Şeklinde konuşmalar yapıldı.

Konferans, Göçmen Hizmetleri Merkezi Müdürü Remzi Yılmaz’ın, Fadime Özkan’a hediye takdimiyle sona erdi.

Yazar Hakkında

bulbulzade.org

"Arzın imarını ve neslin ıslahı"nı kendisine ilke edinen vakfımız 1994 yılından beri Gaziantep'te faaliyetlerine devam etmektedir...

Benzer Ögeler

  • “Ortak Gelecek” Toplantısı’nın 6.sı Gerçekleşti

    Göçmen Hizmetleri Merkezi ve Gaziantep Suriye Topluluğu’nun birlikte organize ettiği “Ortak Gelecek” Toplantısının 6.sı 10 Ağustos tarihinde Çetin Emeç Salonu’nda gerçekleşti. Gaziantep Vali Yardımcısı Anıl Alkan, Göçmen Hizmetleri Başkanı Remzi Yılmaz, Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir, Yeni Şafak Yazarı Gazeteci Ersin Çelik ve eşi Gazeteci Nuriye Çakmak Çelik Suriyeli Kanaat önderleri ve katılımcılarla bir araya geldi.

     Toplantı, Göçmen Hizmetleri Müdürü Remzi Yılmaz'ın selamlama konuşması ile başladı. Yılmaz, Göçmen Hizmetleri Merkezi hakkında bilgi vererek " Bu şehrin göç yönetiminde, yerel yönetimin, kamunun ve sivil toplumun iş birliğini içinde koordine edildiği bir merkez olarak düşünebiliriz." ifadelerini kullanarak Gaziantep Valisine, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanına ve Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir‘e bütün göçmenler adına teşekkür etti.

    Toplantı, Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir'in konuşmaları ile devam etti. Başkan Aldemir gerçekleştirdiği konuşmada, "Bizler biriktirdiğimiz sorunlarımızı konuşmak için dönem dönem bir araya geliyoruz. Birbirimize dertlerimizi döküp çareler arıyoruz. Bizim Gaziantep modeli dediğimiz, hepimizin sorunları çözmek için çözüm masasında yer almasıdır. Bugün Gaziantep birçok ilimize göre daha iyi noktadaysa, bunda yöneticilerimizin, yerel yönetimin, sivil toplum örgütlerimizin ve sizlerin payı çok büyüktür. Yarınların daha iyi olması için sorunlarımızı konuşmaktan korkmayalım ama bu sorunları, sosyal medya ortamında değil bu ortamlarda konuşalım çünkü sosyal medya da sorunlarımızı çözemeyiz. Bunun için birbirimize nitelikli vakit ayırmalıyız. Biz bu konularda sizlerin sorunlarını çözmek için 7/24 yol arkadaşınızız. Bu toplantıların da bu manada atılmış güzel bir adım olacağını düşünüyorum." şeklinde konuştu.

    Daha sonra konuşan Vali yardımcısı Anıl Alkan; “Devlet idaresinin yerel yönetimde ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmasıyla, sorunların tespitiyle, çözüm için birçok yerlere göre daha hızlı hareket ettiğimiz ve daha hızlı çözümler üretebildiğimiz kanaatindeyim.” söylemlerinde bulundu.

    Toplantıya konuşmacı olarak katılan Nuriye Çakmak,” Defalarca sınırın diğer tarafına geçtim ama her geçişimde yeni bir şeyler görüyor öğreniyorum. İlk kez insani yardım dışında kültür eğitim çalışmaları için gittim çok etkilendim. Doğru haber için artık hepimiz bir gazeteciyiz elimizden geleni yapmalıyız.” ifadelerini kullandı.

    Son olarak konuşan Ersin Çelik,” Sosyal medya; içerik üreten, takip eden, yanıt verme mekanizması oluşturan bir düzen. Politik meselelerin kaşınma merkezi haline geldi. Bu sorun sadece bizim ülkemizde yok. Arap baharıyla beraber neler olabileceğini gördük, faydalı yönlerini de gördük. İnsanların organize olmasında, haklarını savunmasında, destek arayışında hep en öndeydi. Fakat burada kaçırdığımız bir nokta var; Bu platformları biz yönetmiyoruz. Bu platformları dünyayı karıştırmak isteyen ülkelerin şirketleri yönetiyor. Geliştirdikleri algoritmalarla Afrika’nın birçok ülkesinde karışıklık çıkardılar. Facebook algoritması Afrika’da birçok halkı birbirine düşürdü. Nefret suçu ve ırkçılık bir yerden sonra politikleşmeye başladı. Başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, ırkçı söylemlerle 20 yıl önce tanışmıştı. Türkiye’de bu deneme, son birkaç yıldır yapılıyor, birkaç amacı var; Politik bir zemin oluşturmak, dikkat çekmek, gündem olmak ve bununla birlikte nefret söylemini savunmak. Bunun önüne sosyal medya çağında geçmek çok mümkün değil fakat el birliğiyle, güç birliğiyle minimize etmek mümkün.  Tecrübelerimden yola çıkarak çözümüm şu; İçerik üretmek zorundayız. Yani sosyal medyada; ortak yaşamayı, beraber yaşamayı reddeden söyleme karşı aynı platformda cevap vermek zorundayız. Ortak geleceği güçlendirecek söylem geliştirmeliyiz. Bu filmle olur, şarkıyla olur, çok güzel bir insan hikâyesi ile olur ya da bir belgesel ile olur. Şu anda çağımızda en çok tüketilen içerik %92 ile video, hem avantajlı hem dezavantajlı bir içerik. Kimse artık haber, yazı, metin okumuyor. Sadece başlığını okuyarak yorum yapıyor, Bu da manipüleye açık bir içerik olarak karşımıza çıkıyor. Ama video öyle değil kendisini izletiyor, özellikle de hikâyesi güçlü bir video ise bir anda bütün gruplarda yayılıyor. Bunun için bir ekosistem inşa etmek gerekiyor. Ya biz bu yaştan sonra sosyal medyaya mı gireceğiz diyebilirsiniz. Girmeyin ama gençlerin bu işleri yapması için imkân oluşturun, gençleri teşvik edin doğru güzel içerikler üretsinler. Bugün El bab Anadolu Kültür Merkezindeki gençler medya okulu talebinde bulundu. Bence etkileyici bir teklifti bu. Benim üzerime de bir şey düşerse kalkıp gelirim. Zor bir mecradan bahsediyorum, zor bir alan. Fakat yok sayarak kayıplar veriyoruz. Burada var olmak; emin olun karşı tarafın ırkçı söylemlerin gücünü azaltmak demektir. Herhangi bir siyasi parti için, STK için de böyle, hatta futbol grupları için de böyle. Çünkü etkileşim ve kaos üzerine kurgulanmış platformlarda hareket ediyoruz. Orta da etkileşim hastası var. Herkes pay almak, popüler olmak için kendi dünyasında içerikler üretip ateş ediyor. Eğer bu gerçekliği yok sayarsak; bizim haberimiz olmadan, ortak geleceğimize dair birileri karar vermiş, yargılamış, sonuç almış olacak. Medyadaki nefret söylemlerinden ötürü, en az sizin kadar bu konuyu içselleştirdim ve dertliyim.” şeklinde konuşmasını bitirdi. Konuşmaların ardından soru cevap bölümüne geçildi.

    Kanaat Önderlerinden, Mühendis Yasir Hüseyin,” 2011 de tv yayını ortak geleceğimiz toplantısına dayanarak konuşuyorum. Bu programı yılda iki kez yapıyorduk; Ramazan ve Kurban bayramında ortak değerimiz çoktur. Haseke bölgesinde insanlar Türkiye’deki akrabaları görüşe geliyordu. 2011 devriminden önce yıllık iki taraf arası bağları güçlendirmek için yapılıyordu. Ben o dönemde Mardin’e, Mardin valisi ile görüşmek için gidiyordum. Ben Türkiye’ye gelince yabancı hissetmedim. Çünkü ben daha sınırı geçince aynı topraktaymış gibi hissettim. Coğrafyamız ortak, ortak tarihimiz ve aynı milletler bunlar bizi ortak yapar, sınır bizi bizden ayırmaz veya gidip sınır tarafına bomba kursan da bizi birbirimize bağlayan başka şeyler var, bombalar ayıramaz.” ifadelerini kullandı.

    Avukat Azizi,” Bizim yaşadığımız devrimdir. Uluslararası kanun buna iç savaş diyor bu bizim elimizde değil. Suriyelilerin yaşamış olduğu korku kimse bilmiyor. Bir sorunu çözmek istiyorsak kaynağını araştırmak gerek. Suriye’de bulunan yerel meclisleri güçlendirmek gerekiyor özellikle adliyeleri, orada bulunan hâkimlerin yanlışlıkları oluyor. Ben Suriye vatandaşı olarak, geri dönüş için en çok korktuğun şey yargı. Adalet olmazsa geri dönemem. Orayı düzeltmek için gönüllü çok hâkim ve avukat var." söylemlerinde bulundu.

    Gada Hamdun,” Eczacıyım. Medya üzerine çalışıyorum. Sözlerinize tamamen katılıyorum. Ben aktivist şeklinde çalışıyorum. Uyum için tik tok indirdim, uygulamaya yeni başladım. İlk olarak, Vali Bey’in yardımcısıyla kermeste yaptığımız toplantıda; Suriye ve Türkiye yemeklerinin videosunu koydum. Yayınladıktan sonra 5.000 kişi beni takip etti. Bizim uyumumuz önce yemekten başlar. Ben bir aktivist olarak bu işi yaptım hepimiz bu toplantılarda, içerik üretmek için hazır bulunmalıyız. "şeklinde konuştu.

    Daha sonra hediye takdiminin ardından toplantı sona erdi

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

 Snow  Snow   

         Snow Snow          Snow