Perşembe, 18 Ağustos 2022

Hayata Dokun Yetim Derneği, Elbistan Yetim Koordinasyon Merkezinde eğitim gören 40 öğrenciyi Gaziantep’te ağırladı.

Öğrencilerin Gaziantep’teki ilk durağı vakıf merkezimizde gerçekleştirilen kahvaltı organizasyonu oldu. Kahvaltı organizasyonunun ardından gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekiminin ardından otobüsleri ile Gaziantep turuna çıkan öğrenciler Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Hayvanat Bahçesini ziyaret etti. Dünyanın birçok bölgesinden gelen farklı türdeki hayvanları gören öğrenciler ilk defa yakından gördükleri hayvan türlerini hayretle izledi.  Daha sonra Gaziantep’teki müzeleri ve tarihi yerleri gezen öğrenciler bu gezide birçok yeni bilgi öğrendi. 

 

Suriye’de terörden arındırılmış güvenli bölgelerde yaşamını sürdüren insanlar Anadolu Kültür Merkezlerinde bölge hakkında bir dizi röportaj verdi.

Yerel halk, gerçekleştirilen röportajlarda bölgenin eğitim, ekonomi, güvenlik ve sosyal hayatı hakkında geçmişten bu zamana kadar nasıl bir değişim geçirdiği ve halihazırda geldiği durum hakkında bilgi verdi. Türkiye’den ve diğer bölgelerden güvenli bölgeye göç ettiklerinde yaşamlarındaki değişimi anlatan halk, bölgede insanların yaşamlarının daha da normalleşmesi için verilen mücadele sonucunda oluşan güvenli ortam hakkında açıklamalarda bulundular.

 

 

 

 

Vakıf merkezimizde yer alan, üniversite öğrencileri ve bölge halkına hizmet veren Bülbülzade Vakfı Spor Salonu yenilendi.
Vakıf merkezimizde Fitness, Basketbol ve Voleybol salonu, Yüzme Havuzu, Uzakdoğu sporları ile üniversite öğrencileri ve bölge halkına hizmet veren Bülbülzade Vakfı Spor Salonu sporla ilgilenen herkesin buluşma noktası olmayı devam ediyor. Bülbülzade Vakfı Spor Salonu, yenilenen yüzüyle tekrar hizmet vermeye başladı.

 

El Bab bölgesinde eğitim faaliyetleri yürüten Yunus Emre Enstitüsü’nde eğitim gören öğrenciler için sertifika töreni düzenlendi. 18 Mayıs Çarşamba günü düzenlenen törene El Bab bölgesinden sorumlu Gaziantep Vali Yardımcısı Burak Akeller, Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir, Yunus Emre Enstitüsü Suriye Genel Koordinatörü Fikret Çıtlak ile merkezde eğitim gören öğrenciler katıldı.

Gerçekleştirilen törende Yunus Emre Enstitüsünde Türkçe başta olmak üzere eğitimini başarı ile tamamlayan öğrencilere sertifikaları taktim edildi.

 

Türkiye’nin farklı illerinde okuyan Anadolu Öğrenci Birliği’nden kız öğrenciler "Küresel Göç ve Değişim" temalı 8. öğrenci buluşmasında Gaziantep’te bir araya geldi. Vakfımız ev sahipliği yaptığı program BEKAM Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen programın ilk günü Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Başkanı Rabia Aldemir ve Anadolu Federasyonu İnsan Kıymetleri ve Teşkilatlanma Birim Başkanı Gazi Kılıçparlar’ın selamlama konuşmalarıyla başladı. Daha sonra iki oturumdan oluşan “Küresel Göç ve Değişim” konulu sunum Gaziantep Suriye Topluluğu Başkanı Mustafa El Hüseyin, Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şehmus Demir ve FECR Radyo Müdürü Alaaddin Husso tarafından gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen uzman sunumlarının ardından öğrenci sunumlarına geçildi. Öğrenci sunumlarında moderatörlüğü Meryem Özlü yaparken “Göçün Kavram Seti” adlı sunumu Gülbeyaz Demirtaş, “Göçün Kuramları” adlı sunumu Beyzanur Utuş, “Bireyi Göçe İten Sebepler” adlı sunumu Fatma Eminnevabi gerçekleştirdi. Programın ardından Gaziantep’i gezen öğrenciler şehrin tarihine ve kültürüne dair bilgiler edinirken göç ve göçmenlik konularını sahada tecrübe etti.

Düzenlenen gezi programının ardından BEKAM Konferans Salonunda gerçekleştirilen vakfımız bünyesindeki Ortadoğu Medya tarafından çekilen Muhacirler belgeseli gösterimini izleyen öğrenciler belgeselin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenen Mehmet Fatih Eminoğlu ile söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşi programının ardından gerçekleştirilen açık oturumda MOZAİKDER Yönetim Kurulu Üyesi, Göç Merkezi Çalışanı Sosyolog Şehadet Gerçek, MOZAİKDER ve AKADDER Yönetim Kurulu Üyesi Sosyolog Fadime Eminoğlu göç ve göçmenlik konusundaki çalışmaları ve sahadaki tecrübeleri hakkında öğrencilere bilgi verdi.

Programın ikinci gününde Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir, öğrenciler ile göç konusunda bir açık oturum gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen açık oturumda konuşan Aldemir, “Sosyal konularda bir toplumu ötekileştirmek, hastalık olarak görmek en kolayı, bu işi tedavi etmek bu işi yönetmek bir birikim gerektiriyor. Göçmenleri öteki olarak ilan etmek, bir hastalık gibi hastanelere terk etmek sorunu çözmüyor. Bunun için Allah bizi akıl eden, düşünen bir varlık kılmış. Yaşadığımız hadiseleri kavrayacak kavramlar vermiş. Sürekli ibadet edenlerden insan oğlunun farkı Allah’ın ona öğrettiğini geliştirerek sorunları çözmesidir. İnsan yoksa cennette yok, dünya yoksa insan da yok, göçmen yoksa biz de yokuz. Biz bu dünyada birbirimiz ile var oluyoruz. Birbirimizi gerçekleştiriyoruz, hayata döndürüyoruz” ifadelerini kullandı. Program gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.   

 

 

Türkiye’nin farklı illerinde okuyan Anadolu Öğrenci Birliği’nden kız öğrenciler "Küresel Göç ve Değişim" temalı 8. öğrenci buluşmasında Gaziantep’te bir araya geldi. Vakfımız ev sahipliği yaptığı program BEKAM Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen programa Anadolu Kadın ve Aile Derneği (AKADDER) Başkanı Rabia Aldemir, Anadolu Federasyonu İnsan Kıymetleri ve Teşkilatlanma Birim Başkanı Gazi Kılıçparlar, Gaziantep Suriye Topluluğu Başkanı Mustafa El Hüseyin, Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şehmus Demir ve FECR Radyo Müdürü Alaaddin Husso konuşmacı olarak katıldı. Programda selamlama konuşması için sahneye gelen AKADDER Başkanı Rabia Aldemir, “Hepimiz hayat içerisinde birçok kötü olayla karşılaşabiliyoruz. Bazı insanlar sokakta gördüğü bir hayvanı tekmeleyebiliyor, başka insanlara zorbalık edebiliyor, sırf görünüşü dini, dili, ırkı farklı diye karşısındakinin işini yapmayabiliyor, hiç aldırmaya biliyor. Maxime Rovere, “Aptallarla Ne Yapmalı?” kitabında bu insanlar için, “Bunlar birlikte yaşamanın koşullarını ortadan kaldıran aptallardır” diyor. Bir toplumda karşılıklı güven kırıldığı zaman hemen bir otorite devreye girer ve yaptırım uygulamaya ve zor kullanmaya başlar. Bu da bazen çok yıkıcı olaylara sebebiyet verebilir. Biraz batılı olanlarımız daha doğulu olanları, biraz zengin olanlar daha fakir olanları, biraz daha güçlü eğitimi yüksek olanlar daha düşük olanları her zaman ötekileştiriyor ve dışlıyor. Her birimiz benzer şeyleri yaşıyoruz, benzer ötekileştirmeleri yaşıyoruz. Yine Maxime Rovere, “Aptallarla Ne Yapmalı?” kitabında diyor ki; “Bu tür davranışlar sadece yapan kişiyle alakalı değildir. Bunun altında daha büyük sorunların semptomları vardır. Onların küçük göstergeleridir”. Bu semptomları bulmakta bu programa katılan öğrencilerimizin görevleridir. Bu program sonunda hepimiz umarım bu sorunun cevabını öğreneceğiz” ifadelerini kullandı.

Programda selamlama konuşması gerçekleştiren Anadolu Federasyonu İnsan Kıymetleri ve Teşkilatlanma Birim Başkanı Gazi Kılıçparlar, “Programımızın başlığı çok tanıdık bir konu olarak görünse de 11 yıldır bir fiil içinde bulunduğumuz ve deneyimlediğimiz bir gerçekliktir. Çinliler birisine beddua edecekleri zaman, “Tuhaf zamanlarda yaşayasın” derlermiş. Hakikaten baktığınız zaman tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. Bilindik insanlık tarihine baktığımızda ulaşımın bu kadar hızlı olduğu, insanların bir yerden başka bir yere akabildiği bir noktaya ulaşmışız. Fakat ne hazindir ki insanlar olarak hala varmak istediğimiz noktaya varamamanın sıkıntısını yaşıyoruz. Yine bilindik insanlık tarihi içerisinde iletişim hiç bu kadar hızlı olmamıştı. Ama ne hikmetse insanların birbiri ile bu kadar anlaşamadığı birbirleriyle ortak bir zeminde buluşamadığı bir darlığı yaşıyoruz. Hakikaten atasözündeki gibi çok tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. Bu tuhaf zamanların bize yüklemiş olduğu sorumlulukları birlikte aşabileceğimize inanıyoruz. O yüzden bu kadar zahmet katlanılabilir hale geliyor” dedi.

Gerçekleştirilen programın ilk oturumunda “Küresel Göç ve Değişim” konusunda öğrencilere hitap eden Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şehmus Demir, “Türkiye’de göç denilince ilk akla gelen yerlerden birisi Gaziantep’tir. Dolayısıyla bugün bu konferans göç konusunun tam merkezinde gerçekleştiriliyor. Şehir olarak göç konusunda doğru bilgiye ulaşabileceğiniz en önemli noktalardan birindesiniz. Kurum olarak bakıldığında Türkiye’de bu konuyla en fazla ilgilenen, en fazla kafa yoran ve çözüm önerileri sunan merkezlerden birindesiniz. Türkiye’de Anadolu Federasyonu kadar bu işe eğilen hiçbir kurum olmadı. Burada bu konuda emeği geçen herkese teşekkür etmek boynumuzun borcu. Hem yurt içinde hem de yurt dışında bu sorunun çözümü için çok büyük bir rol üstlendiler, çok önemli çalışmalar yaptılar” ifadelerini kullandı. Dünya üzerindeki göç hareketleri hakkında da konuşan Demir, “Dünya üzerinde 80 milyon zorunlu göçe mecbur bırakılmış insan var. Bugün baktığımızda mazlum milletler yer yüzünün birçok noktasında zorunlu göçe maruz bırakılıyor. Göçlerin en önemli sebepleri savaşlar gibi görünüyor ama arka plana baktığınız zaman bunun altında birçok neden ve çıkar çatışmaları yatıyor. Bu çatışmaların arkasındaki siyası ya da kişiler çıkarları görmek bu sorunların çözülmesine daha fazla katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.    

Gerçekleştirilen programın ikinci bölümünde “Göç Uyum ve Birlikte Yaşama” konusunda öğrencilere hitap etmek için sahneye gelen Gaziantep Suriye Topluluğu Başkanı Mustafa El Hüseyin, “Biz Suriyeliler bir değişime kalkıştık. Bu yolda binlerce şehit verdik. Bunun yanı sıra yıllardır Suriye hapishanelerinde mahkûm olan binlerce kardeşimiz var. Dolayısıyla bunun faturasını çok sert bir şekilde ödüyoruz. Göç sadece Suriyelilere özgü değil. Rusların bir sözü vardır; “Bu düğün bizim sokakta, yarın da sizin sokakta olabilir”. Aslında Suriye’de devrim oldukça barışçıl bir şekilde başlamıştı. Fakat Beşar Esed barışçıl olarak devam eden protestoları kana buladı. Protestoculara bombalar tanklar ve füzelerle saldırmaya başladı. Teorik olarak 10 yıldır burada göç konuşuyor olsak da pratik olarak biz göçü yaşadık” diye konuştu.

İkinci bölümün devamında öğrencilere hitap etmek için sahneye gelen FECR Radyo Müdürü Alaaddin Husso, “Birlikte yaşamak birbirini anlamak demektir. Birlikte yaşamak için empati yapmak gerekir. Annem ben doğduğum zaman göbeğimi toprağa gömdüklerini söylemişti. Bu geleneğin Türkiye’de de olduğunu biliyoruz. Bu coğrafyada yaşayan tüm insanların adetlerine baktığınızda çok büyük benzerlikler görürsünüz” diye konuştu.

Gerçekleştirilen konferansın üçüncü bölümünde öğrenci sunumlarına geçildi. Öğrenci sunumlarında moderatörlüğü Meryem Özlü gerçekleştirirken; “Göçün Kavram Seti” adlı sunumu Gülbeyaz Demirtaş, “Göçün Kuramları” adlı sunumu Beyzanur Utuş, “Bireyi Göçe İten Sebepler” adlı sunumu Fatma Eminnevabi gerçekleştirdi.

“Göçün Kavram Seti” adlı sunumunda konuşan Gülbeyaz Demirtaş, “Göç aslında hepimizin bir noktasından alakadar olduğumuz bir konu. Bilinçli gençler olarak bu meseleye müdahil olabilmemiz için sosyal medya ağzıyla değil de bilinçli bir şekilde konuşabilmemiz için araştırma yapmamız gerekiyor. Göçe baktığımızda insanlık tarihi kadar eski bir kavram olduğunu görüyoruz. Dünyada açlık, işsizlik ve savaşlar gibi sebepler ile sosyal bir hareketlilik var. Dünyada birçok alanda adil paylaşımın gerçekleştirilemediğinden dolayı da bu hareketlilik sürecek gibi duruyor. Bu insanlık tarihiyle yaşıt bir kavram olmasının yanında insanlık tarihi boyunca da devam edecek” ifadelerini kullandı. Demirtaş, sunumunun devamında göç hakkında bilinmesi gereken kavramlar ile ilgili bilgiler verdi.  

“Göçün Kuramları” adlı sunumunda konuşan Beyzanur Utuş, “Yakın yerlere göç etmek ulaşım ne kadar kolaylaşmış olsa dahi bugün bile başvurduğumuz bir yöntem. Aslında yakın mesafelere göç ettikçe bazı yerler de yakınlaşmaya başlıyor. Temelde bakıldığında bir insanın amacı göç etmek olamaz. Göç ün altında başka sebepler vardır. Bu sebepler ekonomik olabilir, daha iyi bir yaşam standardına kavuşma hayali olabilir. İnsanlar kırdan kente doğru da göç edebiliyorlar. Bu günkü göçü tek bir çatı altında toplamak mümkün değil” ifadelerini kullandı. Utuş sunumunun devamında göç ile ilgili gerçekleştirilen kuramsal çalışmaklar ve bunların sonuçları hakkında bilgiler verdi.

“Bireyi Göçe İten Sebepler” adlı sunumunda konuşan Fatma Eminnevabi, “Göçün nedenleri arasında ekonomik nedenler en öne çıkan nedenler arasında. İşsizlik, istihdamın düşmesi, gelir düzeyinin düşmesi ve bunların sonucunda insanların refah seviyesinin düşmesi göçün nedenleri arasında gösterilir. Doğal nedenlere baktığımızda depremler, kuraklık volkanik faaliyetler vs. göçün doğal sebepleridir. Sosyal nedenlere baktığımızda ise dini ve etnik baskılar burada öne çıkan nedenler arasında” ifadelerini kullandı. Eminnevabi sunumunun devamında insanları göçe iten nedenler hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

 

  

        

 

 

 

Cerablus Anadolu Kültür Merkezlerinde öğretmen ve öğrencilere yönelik olarak “Göç Bağlamında Belgesel” konferansı gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak katılan Belgesel Yapımcısı ve Yönetmen Tülay Gökçimen, her insanın bir hikâyesi olduğuna dikkat çekerek bu hikâyelerin her an yaşanmaya devam ettiğini ifade etti. Gökçimen, “İnsanlar yaşadığı bu hikâyelerin kıymetli olduğunu bilip onu yazmalı ve görsel alana aktarmalıdır. Coğrafyamızda çok ciddi olaylar yaşanmaktadır. Bu olayların dünya tarafından bilinmesi ve herkesin şahit tutulması gerekmektedir. Bu da görsel sahayı iyi bir şekilde kullanmaktan geçer” diye konuştu.

2. Dünya savaşı sırasında Yahudilere uygulanan soykırım ile ilgili belgesellere dikkat çeken Gökçimen, “Holocost soykırımından dolayı bu zamana kadar Yahudiler tarafından 1000 civarında film ve belgesel çekilmiştir. Suriye savaşında 1 milyon civarı insan öldüğü bilinmektedir. Böyle bir savaşın görsel alana aktarılması büyük önem arz etmektedir. Bugüne kadar Suriyeli vatandaşların bu savaş ile ilgili ortaya koyduğu film ve belgesel yok denecek kadar azdır” şeklinde konuştu.

Kendilerinin de Suriye ile ilgili ilk belgesellerini çektiklerini ifade eden Gökçimen, Bizim Suriye ile ilgili çektiğimiz ilk belgeselimiz HAYKIRIŞ belgeselidir. Şu an Kudüs ve Doğu Türkistan ile ilgili belgesel çekimleri ve gösterimleri yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Öğrencilere de tavsiyeler de bulunan Gökçimen, “Her biriniz yönetmen, yapımcı, senarist veya kameraman olabilirsiniz. Bunun için kadın veya erkek olmak, savaş bölgesinde yaşıyor olmak gibi meseleler hiçbir şekilde bu tecrübelere engel değildir” dedi.

Gerçekleştirilen konferansın ardından Cerablus Anadolu Kültür Merkezini gezen Tülay Gökçimen, gerçekleştirilen çalışmalar ile ilgili bilgi aldı

Belgesel yapımcısı ve yönetmen Tülay Gökçimen vakfımızı ziyaret ederek Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir ile bir araya geldi.

Gerçekleştirilen ziyarette deneyimli yönetmenin gerçekleştirdiği çalışmalar ve bundan sonra yapılabilecek iş birlikleri konuşuldu. Sivil Toplum çalışmaları, Suriye’de yapılan çalışmalar, Gençlik faaliyetleri, Yetim ve Yardım çalışmaları hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunularak yeni dönemde sivil toplum çalışmalarının ihtiyaçları ve birliktelik modelleri konusunda müzakerelerde bulunuldu.

Konya Enderun Eğitim Vakfı Başkanı Mustafa Metin ve beraberindeki heyet 19 Mayıs Perşembe günü vakfımızı ziyaret etti.

Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir’in odasında gerçekleştirilen ziyarette Sivil Toplum çalışmaları, Suriye’de yapılan çalışmalar, Gençlik faaliyetleri, Yetim ve Yardım çalışmaları hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunularak yeni dönemde sivil toplum çalışmalarının ihtiyaçları ve birliktelik modelleri konusunda müzakerelerde bulunuldu.

 

Suriye’deki güvenli bölgelerden bir dizi temasta bulunan Vakıf Başkanımız Turgay Aldemir ve beraberindeki heyet El Bab bölgesinden sorumlu Gaziantep Vali Yardımcısı Burak Akeller'i makamında ziyaret etti.

Gerçekleştirilen ziyarette Suriye’deki güvenli bölgelerde vakfımız tarafından gerçekleştirilen faaliyetler konuşularak karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. 


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/bulbulza/public_html/templates/shaper_newsplus/html/com_k2/templates/default/user.php on line 260

 Snow  Snow   

         Snow Snow          Snow